Football is for you & me, not for fucking industry

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Şu sahaya inme meselesi

İki haftadır ciddi sağlık sorunlarımızla uğraşmaktan blog mlog umrumuzda değildi. Biraz nefeslendik ve 2-3 yazı şeettirelim dedik. İşte ilk şeettirme meselesi. Kısaca parkeye inmek 50 senedir adettir bu tribünlerde.
Ahanda size 1958 den yurdum insanın parke sevdasına ilişkin bir haber :

1970 ler Ankara

http://img29.imageshack.us/img29/6070/dsc04187s.jpg


1988 Yılı Fenerbahçe - Çukurova Maçları

http://img198.imageshack.us/img198/268/dsc04059m.jpg


Aaa potada olay mı? Yalannnn inanmammmm !


Fenerbahçe Ülker - Efes Pilsen 6.maç sonrası tvlere maçın ve yaşananların yorumunu yapan Tamer Oyguç "Çok ayıp bunlar, bakın sahada oyuncular dostlar ve dostça çıkıyorlar sahadan, ama şu tribünlerin yaptığına bakın" der. Ya Tamer efendi sen bir bakalım kendi geçmişine, ne haltlar yapmışsın, ne dostluklara yelken açmışsın. Sonra g..ün yiyorsa salon boşaldıktan sonra değil salon doluyken laf et Fenerbahçe taraftarına.


İlk kez böyle şeyler yaşıyoruz diyen günümüzün geçmişten habersiz spikerlerine ve maç yorumcularına !


Vay be bir abimiz o gün ayı Levent'e çakmış yumruğu.
Nerde çakmış? Saha içinde..!
Yani parke üzerinde.
O abimizin ismi bizde saklı kalsın...

Kırmızı çember içini iyi okuyun fair play budalaları.


Sahaya su bile atılmazdı şeklinde işkembeden sallayanlar topluluğuna (1950 den, 1960 dan, 1980 den koydum örnekleri hem bu yazı hem öncekilerde öğrenin daha fazla yormayın beni)..!



Ulan bu güreşçilerde sanki hastanelik olan taraftarlarımıza nispet göbek atıyor. Hay o sayfayı böyle dizenin...

Not: Basketbol takımımız 1988 de Ülker reklamı ile oynamıştır.

30 Haziran 2009 Salı

Masa Tenisi Bizim Neyimize?

Yıl 1980 Cumhuriyet Gazetesi

Ulusal Masa Tenisi takımımızın Avrupa Uluslar Ligi maçı sonucu :İtalya 4 Türkiye 3.

İtalyan Milli Takımı'nın Çinli hocası bizim masa tenisi oyuncuları için şöyle der: "servis atmayı bile bilmiyorsunuz!". O gün Tüm yabancı otoritelerin ve Çinli hocaların "Tribünün etkisinde oynuyor" dediği milli sporcumuz Oktay Çimen şu an Masa Tenisi Federasyon başkanıdır.

28.06.2009 Vatan Gazetesi
"Melek Hu, Şirin He, Bora Vang, Cem ZengTürkiye adına Akdeniz Oyunları’nda yarışan masa tenisi oyuncularımızın isimleri ’Bu nasıl Türk Milli Takımı’ dedirttiAslında 2008 Olimpiyatları için devşirme Çinli oyuncularla kurulan Masa Tenisi Türk Milli Takımı, Pekin’de dökülmüştü. Ancak adlarını değiştirerek Türk olan Çinli oyuncular, bu kez üst tura yükseldi. İtalya’nın Pescara kentinde süren 16. Akdeniz Oyunları’nda, masa tenisinde 2 erkek ve 2 bayan sporcu da gruplarında başarılı olarak bir üst tura yükseldi. Urban Spor Salonu’nda yapılan maçlarda, erkeklerde Bora Vang, Cezayirli ve Arnavut sporcuları 4-0, İspanyol rakibini de 4-3 yenerek, gruptan çıktı. Cem Zeng ise Lübnanlı rakibine 4-1 üstünlük sağlarken, Hırvat sporcuya ise aynı sonuçla 4-1 yenilerek, grupta ikinci oldu ve bir üst tura yükseldi. Bayanlarda mücadele eden Melek Hu, gruptaki ilk maçında Lübnanlı rakibini 4-0, Sırp masa tenisçiyi de 4-2 yenerek, birinciliği elde etti. Diğer Türk sporcu Şirin He de İspanyol ve Arnavut rakiplerini 4-0 yenerek, grup birincisi oldu.
Ve işte size 1980 in oyuncusu 2009 un başkanı Çimen'in güzide açıklaması :
’Dahiyane bir buluş’ Masa Tenisi Federasyonu Başkanı Oktay Çimen, olimpiyatlardan önce ’dahiyane bir buluş’olarak tanıtılan ’devşirme’ sporcular için şöyle demişti: “Masa tenisinde Çinliler birinci. Onların bu hegemonyasını, biz de Çin asıllı Türk sporcularla yıkacağız.” İşte adını değiştiren oyuncuların asıl isimleri: * Leng Zeng (Cem Zeng)* Hu Mei Ling (Melek Hu) * Shi He (Şirin He)* Bo Vang (Bora Vang )
ÇİNLİLER MASA TENİSİNDE ÇOK İYİ
Sadece Türkiye’de değil, birçok ülkenin masa tenisi milli takımlarında Çin asıllı oyuncular yarışıyor. Çünkü masa tenisi Çin’in geleneksel sporu. Parkta bahçede, yaşlı genç bütün Çinliler masa tenisi oynuyor. Olimpiyatlara katılan pek çok ülkenin masa tenisçileri arasında da Çin asıllı oyuncular vardı."Vatan2009
Tabi Türkiye Şampiyonu Fenerbahçe Masa Tenisi takımını unutmayalım. 3 Çinli 1 Sırp'tan oluşan şampiyon takım.

19 yılda tek oyuncu yetiştireme. Kendin başkan ol tüm takım Çinli.

Ve koskorcuk diyor ki; "Ulan masa tenisi bizim neyimize"..!

22 Haziran 2009 Pazartesi

Gerekirse Parkeye İnerlerdi !

Play off finali serisinin 6.maçı bitip sahalarda görmek istediğimiz güzel hareketler ekranlara gelince keyiflenmiş ve “Bu, taraftarımızın parkeye ilk inişi değildir, son da olmayacak …” demiştik. Yaşımızın müsait olduğu maçları arşivimizden aradık bulduk. Sahaya inilen 4 maç, sahaya yabancı madde atıldığı için duran 7 maç ve saha olayları sebebiyle tribünlerin kısmen boşaltıldığı 9 maç bulduk. Vakit buldukça bunları fotoğraflayıp bilgisayarımıza yükleyecek ve yazılarıyla blog da paylaşacağız. Madem konuyu açtık giriş olması için tanıtıcı reklam niyetine 2 maç ekleyelim.


1978 Yılı Fenerbahçe – Taçspor maçı (Spor Sergi)
Deplasmanlı Basketbol Liginde oynan bu maç sahaya atılan yabancı cisimler ve rakip oyunculara yönelik sataşmalar sebebiyle iki kere duruyor. Ve maçın sonlarında ortalık karışıyor. O zaman sosyete denilen pota arkası ve bayrak denilen tribünün bir kısmında taraftarla polisler arasında itişmeler oluyor. Ve polisler zor kullanarak 100 kadar taraftarımızı salon dışına çıkarıyor. Hatta “para verip bilet aldık, nasıl izlettirmezsiniz” diye şikayet eden bir taraftarımızı tekrar salona sokup acımasızca dövüyorlar.


1983 Yılı Eczacıbaşı - Fenerbahçe maçı (Spor ve Sergi Sarayı)
Bu maçın son dakikalarında müsabaka duruyor. Askerler Eczacıbaşı'nın oyuncularını ve teknik heyetini korurken polisler tribünlere müdahale ediyorlar. Taraftarlarımızı salon dışına çıkarmaya çalışıyorlar. Sahaya atılan yabancı cisimler bahane edilerek polis yine sert davranışlarda bulunuyor. Taraftarlarımızı sinirlendiren ise skor değil Eczacıbaşı koçu Aydan Siyavuş ve yedek oyuncuların sevinç gösterileri, maksadını aşan hareketleridir. Tribünler karışıp oyun durunca Fenerbahçeli yöneticiler Siyavuş’a tribünden bazı şeyler söylerler. Siyavuş’da maç sonunda “Sevinç tezahürüm yanlış anlaşıldı” der. Salonun bir kısmı boşaltılır, maç yeniden başlar ve Eczacıbaşı takımı maçı kazanır.

2 gün sonra Ali Şen “Fenerbahçe'nin basketboldaki hamlesini engellemek isteyenler var, her maçta olan olaylar sadece bizim maçımızda salon boşaltma ve maçı durdurma ile sonuçlanıyor” der.

Bu yazımıza önümüzdeki haftalarda vakit buldukça saha içinden taraftar manzaraları ile devam edeceğiz.

21 Haziran 2009 Pazar

Hakemler Büyük Hatalar Yapıyorlar

Cumhuriyet Gazetesi 1978 yılı Celal Demirbilek imzalı bir haber bugünün blog konusu. Yani bu yazıyı hiç değiştirmeden sahneye oyun olarak koy kapalı gişe komedi oynar. Yazının bir kısmını gazetenin o güne ait baskısından fotoğrafladık. O günlerde hakemlerle ilgili bir hatalar ve komediler zinciri furyası var basınımızda. Milliyet, Cumhuriyet ve Hürriyet gazetelerinde çıkan resim, haber, köşe yazılarının bir bölümünü (kalanınıda yakında fotoğraflayıp ekleyeceğiz)aynen aktarıyorum:

Bazı gözlemciler, hakemlerle ilgili raporlarında şunları yazmışlardır:


-Alana büyük maçın verdiği psikolojik eziklik ile çıktı. Yerel takımın beş metre ofsayt olan atağını seyircinin baskısı yüzünden görmezden geldi. Atak gol olmadı. Yan hakem daha cesur davranırken o önce canını düşündü...


-Maç öncesi ev sahibi takım yöneticileri elleri dolu hakem odasına geldiler. Önce çay-kahve ile hakemi tavlamaya çalıştılar. Orta hakem kendisine sülük gibi yapışanların suratına kapıyı kapatınca, o yönetici kılıklı kişi "Hoca biz maçı mutlaka kazanmalıyız, biraz da canınızı düşünün" dedi.


-... Oyunun 30.dakikasında inisiyatifi elinden kaçırdı. seyircinin isteğine göre düdük öttürmeye başladı. Oyunu 10-15 metre uzağından takip etti. Kondisyonu 70.dakikada tükenince maçın temposunu düşürmek için bol bol düdük çaldı ve kart çıkardı. Soyunma odasına geldiğinde ölü gibiydi.


- A takımı lehine haksız penaltı verirken B takımının golünü ofsayt diye saymadı. Yan hakem ise beş ofsaytı kaçırdı. Seyircinin attığı şişe kafasına gelince maçı değil, tribünü gözlemledi.


- İkinci yarıda tribünden atılan elma büyüklüğünde taş yan hakemin başına isabet edince bayıldı. Cesaret edip oyunu durduramadı ve anons yaptıramadı.


- Kale ve top seçimi için gerekli parayı soyunma odasında unuttu... Kollarını uçak gibi iki yana açıyor...


- Düdüğü unutmuş , yanımızda olmasa maç oynanmayacaktı...


Bunlar gibi en az 20 gözlemci raporu daha var. Ayrıca o günlerde hakemlerle ilgili bazı fıkra misali haberler de var.


- Milliyet Gazetesi > Zonguldak - Fenerbahçe dostluk karşılasmasını yöneten yan hakem maçın 15.dakikasında tribünden atılan tahta parçası ile yaralanıyor. Yerine Zonguldak takımının yardımcı antrenörü geçiyor. Haber başlığı "Zonguldaksporlu hakem Fenerbahçeli çıktı, dostluk maçında ilk yarı ofsayt yok". Baba Fenerliymiş ilk yarı hiç bayrağı kaldırmamış. İkinci yarı dört kez Zonguldak atağı kesmiş.


- Cumhuriyet Gazetesi > Sakarya'da orta hakem maça gelmeyince stad görevlisi eşofmala yan hakemlik yapmış. Maç resmi maç, adamın hakemlikle alakası yok.


- Hürriyet Gazetesi > Bolu'da eksi 5 derecede oynanan maçın 20-27 dakikaları arası yan hakem yoktu. Tribünden atılan kar toplarından kaçan hakem soyunma odasına koşmuş ve şemsiyesini alıp gelmiş. Maç bu sırada devam ediyor. Hakem şemsiye ile oyuna devam edince tribünler yeni hedef olarak kendilerine orta hakemi seçiyor.
devam edecek...




20 Haziran 2009 Cumartesi

Yıllar Geçse Bile Bazı Şeyler Hiç Değişmiyor

4 Ocak 1978 Cumhuriyet Gazetesi Spor Sayfası...
Galatasaray takımı Hatuniç isimli futbolcuyu transfer eder. Ve bu transfer için 500.000 Lira verdiğini resmi makamlara beyan eder. Ancak ortalıkta bu transferin 5.000.000 Liraya yapıldığı söylentileri dolaşır. O zaman Türk Parası koruma kanunu ve dövizle ilgili yasal engeller var. Yani Galatasaray açıktan para öder ve vergi kaçırır, kanunu çiğner. Savcılık olaya el koyar. İstanbul Savcılığı Kaçakçılık Bürosu yabancı bir bankaya beyan edilenden fazla miktarda döviz yatırıldığını tespit eder. Ve bu miktara ilişkin maliye bakanlığı izninin olup olmadığı araştırılır.
Oysa durum daha ilginçtir. Hatuniç arkadaş sohbetinde İvançeviç'e "Ya bu Galatasaray bana 7,250,000 Lira verdi neden 5.000.000 Lira diye söyleniyor?!?!" der.

Ve Cumhuriyet spor yazarı Hıncal Uluç'un konuyla ilgili yazısından alıntı : "Hatuniç'e kaç milyonun nasıl verildiğini İstanbul savcılığı ve Mali Polis araştırıyor. Biz de bu para dışında ayda 90 Bin liranın maaş olarak verildiğini biliyoruz"...

Yıl 1978 ortalık karışık. Spor dünyası karışık. Vergi ve döviz kaçağı konusunda yıllardır değişmeyen bir gelenek o günlerde Hatuniç transferiyle gündemde.

19 Haziran 2009 Cuma

Yaşadığımız ve şahit olduğumuz tarih !

Cansız abimizin hedefi bulan 3 yumruğu ile salonda sezon nihayetlendi. Bayan takımlarımızı saymazsak erkeklerden aklımızda kalan en güzel ve aslına bakarsanız tek güzel an Cansız abimizin sezona damgasını vuran yumruklarıydı. Her yerde her kalem tutan, klavye kullanan yazıyor çiziyor, mikrofonu bulan asıyor, kesiyor. Biz bu konuda düşüncemizi net olarak ortaya koyduk: Fenerbahçelilik budur dedik ve bitirdik.
Artık yaz boyunca sayfamız esas olarak arşiv kayıtlarına ayrılacaktır. Cumhuriyet, Milliyet ve Hürriyet gazetelerini kaynak olarak kullanacağız. Öncelikle yaşımızın izin verdiği günlere gideceğiz. Salonda, stadyumda olduğumuz ya da radyo - tv başında takip ettiğimiz sporumuzun o güne ait gündemi ile başlıyoruz.
Yaşadığımız, şahit olduğumuz tarih.
Yarın başlıyoruz.

18 Haziran 2009 Perşembe

Fenerbahçelilik Budur !

Fenerbahçe üzerinden ahlak bekçiliğine soyunan sahtekarlar ne kadar çoğalmış. Hatta bunların önemli bir bölümü Fenerbahçe seyircisi. Tezahürata geldimi hep beraber söylemesini bilirler ama "Fenerbahçe sen çok yaşa, canım feda olsun sanaaaa...".

Kazandığımız iki maç dahil olmak üzere tüm seri boyunca hakemlerce doğranmış, efes oyuncuları ve idarecileri tarafından suçlanmış, provake edilmiş, kendi idarecilerince sadece gaza getirilmiş bir taraftar topluluğu dün alnının akıyla çıkmıştır o salondan. Bu taraftarın parkeye inişinin ilki değildir, sonuncusuda olmayacaktır.
Hala içinde bu kulübün değerlerine sahip çıkan ve direnen taraftarlarımızın olduğunu görmek gurur vericidir. Rakipler, basın, seyirciler ve kendi yönetimimiz elbirliği ile Fenerbahçe değerlerini yok etmeye çalışırken "yeter ulan, siz kimsiniz ? Fenerbahçeye dil uzatanın dili kesilir, el uzatanın eli kırılır" diyebilen birileri dün çıkmıştır. Geçmişte çıktı, yarın da çıkacaktır.

100 yıllık camiamıza küfürler eden, hakaretler eden, tehditler savuran 2 zibidi dün parkeyi yalamıştır yedikleri yumruklar, tekmeler sonrası. Yönetim soramazsa hesabı, oyuncu kesemezse cezayı hiç kimse heveslenmesin bitti Fenerbahçelilik diye... Bu tribünün ölüsü bile Fenerbahçeye hakaret edenleri bulur ve cezalandırır.