Football is for you & me, not for fucking industry

21 Şubat 2011 Pazartesi

Blog Taşıma Bildirisi (http://koskorcuk.wordpress.com)

31 Mayıs 2009 Tarihinden bu yana 
koskorcuk.blogspot.com 
adresinde süren blog yaşantımız 
25.12.2010 tarihinden itibaren
adresine taşınmıştır. 
Dosta, düşmana 
ve 
3.şahıslara
ilanen duyurulur.

20 Şubat 2011 Pazar

Biz Seni Hak Edecek Ne Yaptık?

Sen nasıl bir insansın?
Sen nasıl bir futbol ilahısın?
Sen kimsin abicim?
Dünyamıza inmiş son melek mi? Kirlenen dünyamızın son güzelliği mi?
Alex De Souza kimsin sen arkadaş?
Ve biz seni hak edecek hangi sevabı işledik?
Attığın üç golü hatta onlarca golü geçtim alkışlarla.
Ya bu yaptığına ne demeli? 
Alex10combr Alex10.com.br
www.comebackdiana.com adresinden destek surdurelim.

25 Aralık 2010 Cumartesi

Blog Taşıma Bildirisi (http://koskorcuk.wordpress.com)

31 Mayıs 2009 Tarihinden bu yana 
koskorcuk.blogspot.com 
adresinde süren blog yaşantımız 
şu andan itibaren (25.12.2010)
adresine taşınmıştır. 
Dosta, düşmana ve 3.şahıslara
ilanen duyurulur.

22 Aralık 2010 Çarşamba

Ne! 25 Milyon Mu? Ne! Taraftar Grupları mı?

Hassiktirin lan. Siz Fenerbahçeliyseniz biz hayal aleminde yaşıyoruz. Dünya şampiyonunu 50 kişi karşıladı. Size çok bile bu takım ve kupa. Sizin neyinize lan sevinmek..! Fenerbahçe taraftarı dünyanın en büyük yalanıdır! Havaalanında Almanya'dan gelen gurbetçiyi karşılayanların sayısı bile daha fazlaydı. Sanal dünyanın kralısınız ama gerçekte yoksunuz. Rant olmayan yerde olamıyorsunuz. Takımı Eyüp Sultan'a mı yoksa Nazlı birahanesine mi götürelim? Nereye gelsinler? Bu tribün dünyanın en bitik tribünüdür! Ve ağlayanını bırakın, arkasından rahmet duası okuyanı bile yoktur. Tüm tribün gruplarına söylüyorum; gidin kulübü yöneten padişah babanızın kıçını yalamaya devam edin. Gidin çarşının, ultraslanın, tatanganın, texasın, gecekondunun, hodri meydanın dostluğunu kazanın... Dün kazanılan ve bugün Yeşilköy'e gelen kupa da size girsin. Fenerbahçe bu tribün gruplarından ve bu seyirci profilinden kurtulduğu gün kendisini bulmaya başlar ancak. Yazıklar olsun.

20 Aralık 2010 Pazartesi

Yaşayacaksın Arkadaş!

Cuma akşamı iş çıkışı biraz İstiklal'de yürüyüş yaptım.  Galatasaray postanesi civarında bildiri dağıtan insanlar vardı. Devam ettim. Santa Maria Kilisesi'nde her yıl 17 Aralık günü yaptığım gibi girip dua ettim mum yaktım. Kilise çıkışı tünele doğru boş boş yürürken yılbaşı ışıklandırmasının açılışına rast geldim. Sonra tramvaya takıldım, yolda bira çekti canım. Ağa Camisi önünde tramvaydan atladım. İnsan Hakları Yürüyüşü vardı İHD nin onlara takılıp güzergâh tuttuğundan 150 metre kadar eşlik ettim. Ben İHD yi sevmem ama İnsan Haklarını severim..! Oradan ayak üstü 2 bira içmek için Çicek Pasajına daldım. Dönüşte bu sefer Taksim tramvay durağında "Hasta Tutsaklar Serbest Bırakılsın" açıklamasına denk geldim. Vay be dedim kendi kendime. Gel de terk et bu şehri. Sırf bir caddesi bile dünyaya bedel. Otobüsle Beşiktaş. Motorla Üsküdar. Dolmuşla Kadıköy. Sonra ev. Akıllı ol şehrinin kıymetini bil. Zırt pırt şehre bok atıp kaçma planları yapma... Maraş'ın, 19 Aralık Hayata Dönüş Katliamının hesabı sorulmadı doğru... Katiller ve sorumlular mahkemelere çıkıp hâla hesap vermediler evet bu da doğru! Hatta katlettiklerinin yakınları anma törenleri yaparken, o meydanlara nazır bürolarının balkonundan gülerek izlemeye devam ediyorlar... Ülke bu, şehir bu... Yaşayacaksın arkadaş. Yaşanılacak bir hale gelene kadar... Sivas'ta, Maraş'ta, 19 Aralık Hayata Dönüş Katliamında, 16 Mart'da, Kızıldere'de, Nurhak'da katledilenler için daha dik ve daha dirençli olacaksın. Yaşayacaksın arkadaş ve Denizlerin, Erdal'ın, Adalılar'ın anılarına sahip çıkacaksın. Bu güzel şehirde ve bu güzel ülkede, katledenlere inat katledilenler için, her günü en az bir saat daha fazla yaşayacaksın arkadaş.

18 Aralık 2010 Cumartesi

Bu Vebalin Altından Kalkamazsınız (Diana Taurasi)

Kadın Basketbol takımımızın dünya yıldızı Diana Taurasi hakkında son günlerde yayılan söylentiler oldukça seviyesiz ve sinir bozucu boyutlara ulaştı. Doğru ya da yanlış her şeyi yalanlayan resmi site ya konuyu ve dedikoduları önemsemedi ya da çok doyurucu bir açıklama çıkacak. Mersin maçında kontenjan dolayısıyla dinlendirildi ve takım kadrosunda yoktu. Saha içinde maçı takip etti. Sopron maçında ise "sakatlık" diye duyulan ancak resmi ağızlarda dile getirilmeye gerek görülmeyen bir sebeple takımla sahaya çıkmadı. Dedikodular hemen başladı. Otelde kalmış, oteli terk etmiş falan filan. Her şey dedikodu seviyesinde. O gün otelde bulunan kimsenin bu konuda açıklaması yok. Takım sorumluları bu konuda kimseye bir şey söylemiş değiller. Bu durumda dedikoduları yok saymak lazım. Dedikodulara yansımamış bir iddia da var ama bunu Taurasi ile ilişkilendirmek imkansız. Evet, Diana Taurasi ve Penny Taylor bugün (17.12) 10 günlüğüne ABD ye uçtular. Burhaniye maçında takımla beraber olmayacaklar. 30 Aralıktan önce Türkiye'ye geri dönmüş olacaklar. Bu durum tamamen normal bir prosedürün parçası gözüküyor. Kontratlarında mevcut olan 10 günlük izni kullandılar yani. Zaten ABD li oyuncular bu izinlerini noel öncesi kullanmaya özen gösterirler. Dedikodular şimdilik asılsız çıktı. Ancak biz Aralık 30 dan sonrada aslı astarı olmamasını canı gönülden istiyoruz. Zira Taurasi ve Penny ya da birisi dönmezse "Bu vebalin altından kalkamazsınız" haftayı sessiz geçiren kurumsal yapının idarecileri. Hatırlatmaya gerek olmamalı ama siz bu oyuncuların ne kadar önemli olduklarını unutmayın. Sakatlık varsa hemen maç sonrası çıkıp "sakattı" demek zorundasınız. İzin  kullanıyorlar ise "kontrattan doğan resmi izinlerini kullanmak için bu dönemi seçtiler" demek zorundasınız. Ve yine hatırlatmaya gerek yok ama bakkal dükkanı değil orası Fenerbahçe  Spor Kulübü; kurumsal (!) bir camia..! Sizler bakkal gibi yönetmeye, ahbap çavuş ilişkileriniz dışındaki çevreyi (camiayı) yok saymaya daha fazla devam edemezsiniz. Hani olur ya Taurasi geri dönmez işte o zaman bulunduğunuz yerin bakkal değil Fenerbahçe olduğunu öğreniş şekliniz çok eğlenceli olmaz. Ha Taurasi döner ve her şey yoluna girer de sanmayın. Geçen haftanın tüm dedikodularının, yalan haberlerinin, moral bozucu duyumlarının sorumlusu sizlersiniz (şube sorumlusu-takım menajeri) ve sorumluluklarınızı yerine getirememiş olmanın bir bedeli elbette olacak :)