Football is for you & me, not for fucking industry

11 Kasım 2009 Çarşamba

'Cennet, sevdiğinin yanıdır'...



Lara Enke babasına kavuştu ya da Robert Enke kızının yanına gitti.
'Cennet, sevdiğinin yanıdır' demişler.
Robert Enke cennetine kavuştu.

9 Kasım 2009 Pazartesi

Teşekkürler ! Gazi Büstü yeniden stadımızda !

1934 Yılında Gazi Hazretleri tarafından hediye edilen ve Zeki Rıza Sporel'in jübile karşılaşmasında stadımıza konulan Gazi Büstü uzun yıllardır görünürde yoktu. Bu duruma karşı üzüntümüzü Cumhuriyet bayramından önce blogda yazmıştık. Bu yazımızı Fenerbahçe Spor Kulübü yönetim kurulu ve Fenerbahçe SK Müzesi müdürlüğüne de iletmiştik. Bu sabah öğrendik ki gereken yapılmış.


Yarın sabah Atamızı anma törenleri stadımız müze girişinde, 1934 yılında stadımıza konulan Gazi Büstü önünde yapılacak. Gazi büstü daha sonra stadımızın Fenerium alt tribün girişinde en uygun yere taşınacak. Teşekkürler Fenerbahçe SK, teşekkürler Fenerbahçe Spor Kulübü müzesi.


Ekleme: 10 Kasım 2009 19:30 tıkla
....Kulübümüzün, Fenerbahçe Şükrü Sracoğlu Stadı Maraton Tribünü girişindeki Fenerbahçe Müzesi önünde ve Ulu Önder Atatürk'ün 1934 yılında Kulübümüzde sergilenmesine izin verdiği ve bir spor kulübüne konulan ilk Atatürk büstünün etrafında düzenlediği törene...

4 Kasım 2009 Çarşamba

Adına maçlar düzenlendi, o yine de futbolsever olmadı !

“Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim”… Sporcunun tanımını bu kısa cümleden daha iyi yapabilmiş başka bir lider yoktur. Mustafa Kemal Paşa güreş, atçılık sporu, kürek sporu, eskrim, atletizm, jimnastik ve yüzme aşığı bir liderdi. Aynı zamanda iyi bir sporcuydu. At yarışı izlerdi. Eskrim müsabakalarını takip ederdi. Kürek çekerdi, yürüyüş yapardı. Güreşi çok severdi. Yüzmeye olan sevgisini tarif etmeye satırlarımız yetmez. Ancak nedense on yıllardır sadece hangi futbol takımını tuttuğu tartışıldı durdu. Büyük çoğunluk Fenerbahçeli diye sahiplendi Atamızı. Sonradan Galatasaray camiası Atamızın Galatasaraylı olduğuna ilişkin ispatlanması pek mümkün olmayan iddaalarda bulundu. Ve en son olarak Beşiktaş camiası da bu sahiplenmeye birkaç anı hatıra çerçevesinde dahil oldu. Aslında güzel olan ülkenin güzide kulüplerinin Atatürk’ü sahiplenme yarışıydı. Oysa bu ülkenin güzide kulüplerinin ve güzide kurumlarının Atatürkçülüğü benimseyip , Atatürk ilke ve inkılaplarını özümseyerek yıllarını geçirmiş olmalarını arzu etmek bugün sadece çok geç kalınmış bir iç geçirmedir. Hele son zamanlarda Atatürk çizgisinden tamamen uzaklaşmış siyasi yapının parlattığı kişi ve firmaların üç büyükler başta olmak üzere sporumuzdaki aktif maddi manevi varlıkları üzücüdür. Kulüplerimiz iki üç masalımsı hikaye üzerinden Ulu Önderi kendi takımlarının taraftarı yapma yarışında harcadıkları mesainin binde birini bile Atatürkçü bir gençlik yetiştirme çabasına harcamamışlardır. Atatürkçülük ve Laik Türkiye karşıtı bir çok isim yönetimlerde yer alırken, irticai faaliyetleri tescilli firmalar ise sponsorluk yapmaktadırlar. Atatürk yaşantısı esnasında hangi takımı tutardı ya da bir takımın taraftarı olmuş muydu? Bu sorunun kesin cevabı yoktur, kanıtlanmış tek bir beyanatı bile yoktur. Ancak Atatürk bugün hayatta olsaydı emin olun mevcut kulüplerimizin hiç birisini tutmazdı.

Bu benim düşüncemdir. Katılıp katılmamanız benim düşüncemi değiştirmez. Ancak yıllardır ben de imkanlarım dahilinde araştırdım, araştırmaya devam ediyorum. Atatürk ve futbolu merak ediyorum. Osmanlı coğrafyasında fubolun oynanmaya başladığı andan itibaren ulaşabildiğim her spor yazısının, kitabının içinde Atatürk’ü ve futbolu aynı cümle dahilinde aradım. 1922 yılında kendisinin tertip ettirdiği (*) futbol maçı dışında gittiği, izlediği kesin olan Altay-İngiliz Donanma Karması maçı(**) ve izlediği kesin olmayan Galatasaray-Romanya Karması maçı(***) vardır.


Atamız altı yedi takımının kulüp binalarını ziyaret etmiştir. Belgeli, ispatlı, birkaç farklı kesimden ortak aktarımlı başka bir futbol maçı ve Atatürk gerçekliği yoktur. Bir takımın taraftarı olduğuna dair mevcut üç dört aktarım bile hep tek ağızdandır. Hikayeden öteye gidememiştir. Mustafa Kemal’i eskrim müsabakalarında görebilirsiniz, güreş müsabakalarında vardır, at yarışı ve binicilik etkinliklerinde olmuştur. Askeriyede ve Cumhuriyet sonrası izcilik, atletizm ve jimnastik etkinliklerinde rastlamak mümkündür. Ancak Atamız savaş planları dahilinde organize ettiği futbol müsabakası ve yazımın en sonunda anlattığım iki maç dışında başka bir futbol maçı izlememiştir.


Fenerbahçe
Fenerbahçe, Altay, Karşıyaka, Güneş (Ateş-Güneş) ve Galatasaray camialarına ziyaretlerde bulunmuş, ziyaretçi defterlerine mesajlarını yazmıştır. Beşiktaş ve Trabzon İdman Ocağı kulüplerinin idarecilerini kabul etmiştir. Hatta Trabzon İdman Ocağı’na kendi el yazısı ile bir mesaj yollamıştır. Beşiktaş kulübünün temeli olarak kabul edilen Jimnastik Cemiyetine komşu bir evde hayatının bir döneminde bulunduğu için sporcularla, idarecilerle bahçede yapılan antremanlar esnasında konuşmaları olmuştur.


Trabzon

Altay


Karşıyaka

Kendisinin kurdurduğu Muhafızgücü’nün Ankaradaki binası ve idman sahasında sık bulunurdu. Burada sohbetlere katılır, ata biner, atış poligonunda silah denemeleri yapardı.
Mustafa Kemal Atatürk adına maçlar, turnuvalar düzenlendi. Şiltler, kupalar, madalyalar verildi. Gazi büstünü kazanmak için maç bile yapıldı (Galatasaray kazandı Fenerbahçe’yi yenerek).

Ancak Mustafa Kemal bu futbol maçlarınada gitmedi.
Yani bence de (bu fikirde olan çok) Mustafa Kemal iyi bir sporseverdi ancak kesinlikle futbolsever olmadı!

*Mustafa Kemal Paşa, Büyük Taarruz'un yerini ve tarihini, arkadaşlarıyla gizli bir toplantıda belirlemek istiyordu. Bu görüşme nedeniyle, Konya'ya giderken, 28 Temmuz 1922 günü, Akşehir'de bir futbol maçı düzenlettirdi. Komutanları ve kurmaylarıyla beraber bu maçı izledi. 


**Fahrettin Altay Paşa ile İzmir’de mütareke yıllarında Alsancak Stadı’nda maç izliyorlar. Hem Fahrettin Altay Paşa’nın hatıralarından hem de M.Kemal Paşa’nın bir notundan bu maçı izlediği anlaşılıyor.


***Galatasaray Kulübü’nde bulunan bir mektup (Mustafa Kemal Paşa tarafından yazılmış) içeriğinde Selimiye Kışlasında görevli Binbaşı Mustafa Kemal’in eline geç ulaşan bir maç davetine yazdığı cevap vardır. Galatasaray-Romen karması arasında Union Club sahasında 1914 Nisan ayında oynanan maç (4-2)için ismi tespit edilemeyen ancak Ali Sami (Yen) Bey olduğu sanılan birisi Mustafa Kemal’i yazıyla maça davet eder. Paşa cevabında “davet mektubunuz elime geç ulaştı ancak o gün ben, doğrudan gidip bir başka yoldan zaferi kazanan genç ve girişimci vatandaşlarımın başarısını beğenerek izledim” yazar. Ancak mektup içeriğinde futbol maçından bahsedilmemesine rağmen –beğenerek izledim- ibaresi büyük ihtimalle maça ait kabul edilmelidir.
Mustafa Kemal'in,
Galatasaray Kulübü'nde bulunan mektubu.

27 Ekim 2009 Salı

Atatürk Büstü Nerede?

Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'nin büstünün Fenerbahçe Stadı'nda açılışının üstünden 75 yıl 5 ay geçti. Bu son derece anlamlı ve bir o kadar değerli büst ne yazık ki 1970 lerden bu yana yok!


Kulübümüzün bu konuyu araştırmasını ve Gazi heykelini bularak stadımızın girişine, ait olduğu yere, geri getirmesini bekliyoruz.



1 Haziran 1934 günü unutulmaz kaptanımız, Fenerbahçemizin ve Milli Takımımızın efsane futbolcusu Zeki Rıza SPOREL'in jübilesini yaptığı gündür. O gün stadımızda efsane kaptanımızı futbol sahalarından uğurlamanın hüznü ve Gazi Hazretleri'nin büstünün açılışının onuru aynı anda yaşanmaktadır.



Fenerbahçe Spor Kulübü ne yazık ki o günü sadece tarihte kalmış bir gurur abidesi olarak yaşamaktan öteye gidememektedir. Ulusal önderimiz, baş kumandanımız Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin büstü kayıptır. Ve bu güne kadar efsane kaptanımız, büyük golcümüz, başkanımız Zeki Rıza Sporel'in ismi kulübümüze ait hiç bir tesise verilmemiştir. Fenerbahçe Spor Kulübü bu iki üzüntüyü bir an önce sonlandırmalıdır.

Not: O dönemin basın organlarında ve halk arasında ulu önder Atatürk'ten (benim çok sevdiğim bir şekilde) "Gazi Hazretleri" şeklinde bahsedilmektedir.

23 Ekim 2009 Cuma

Dişe diş kana kan !

Hani geçmişi anlatır ya o günleri hiç görmemiş bir dolu sahtekar. Çok güzeldi. Maçlar, tribünler, beyler, bayanlar. Ahh ahh nerede o günler. Şimdi holiganlar, sahada kavgalar. Çok yazık. Ayıp. Falan, filan. Hadi lan oradan. Her gün yeni bir yalanınız ortaya çıkıyor, mumunuz sönüyor.


Sene 1929, aylardan Nisan, yer Taksim stadı. Galatasaray 2 Fenerbahçe 1 . Maç kıran kırana. Kavga, dövüş, küfür, yumruk, tekme... Bir bacak, bir kol kırık. İki ihraç. Seyirciler sahaya iniyor. Karakolluk oluyor maç. Yıl 1929. Tribünde beyler bayanlar. İşte o güzel günleri yeniden görmek istiyoruz. Ahh ahh nerde o günler?!?!

21 Ekim 2009 Çarşamba

Hatadan Dönmek, Dönebilmek !

Fenerbahçe Spor Kulübü Müzesi hiç şüphe yok ülkemizdeki en iyi spor kulübü müzesidir. Çok ciddi harcamalar yapılarak çok kısa denilebilecek sürede inşaatı bitirilip içi dolmuş, hatta son dönemde yetersiz kalmıştır. Çok daha büyük bir alana taşınacağına dair fısıltılar kulağımıza geliyor. Ancak konumuz müzenin geleceği değil, müzedeki bir hatadan dönülmesi. NTV Tarih dergisinde çıkan yazıya tepkimiz dolayısıyla Müze Kurulu Başkanı Dr. Sertaç Kayserilioğlu'nu fazlasıyla eleştirmiştik. Hatta konu bizi çok üzdüğü için eleştiri dozumuzu kantarın ayarını fazlaca kaçırarak yükseltmiştik. Bu iki aya yakın süreç, nihayet müzede yapılan bir toplantıya davet edilmem ile şimdilik son buldu. NTV Tarih dergisinde yazılan yazının hatalar, yanlışlar dolu içeriği konusunda iki saati aşan bir toplantı neticesinde sayın Sertaç Kayserilioğlu'nun gerekli düzeltmeyi yapacağına inanıyoruz. O düzeltme gelene kadar geçmiş konuyu rafa kaldırıyoruz.
Bu kadar eleştirdiğimiz kişiyi şimdi bir başka konudaki uyarımızı anında değerlendirdiği ve gereğini yaptığı için alkışlıyoruz. Neden mi?



Müzemizde forma giydirilmiş cansız mankenlerden birisinin üstünde çubuklu ve Fenerbahçe logolu bir forma dikkatimizi çekmişti. İlk bakışta "bu Fenerbahçe forması değil" kanısına varsak bile altında yazan yazı bizi çok şaşırtmıştı ! Fenerbahçe ve Milli Takımın efsane oyuncusu Lefter Küçükandonyadis'in forması yazıyordu. Formada Lefter'in imzası vardı. İmza dışında Fenerbahçe ile ilgili diğer obje baskı logo idi. Ancak forma Lefter'in forması olmadığı gibi Fenerbahçe formasıda değildi. Sadece üstüne logo basılmış, sarı lacivert çubuklu ve Lefter'e imzalattırılmış bir t-shirt karşımızda duran. Bu konuda sayın Müze Müdürü ve Müze Kurulu Başkanı ile o anda yüz yüze konuştuk. Formayı anlattık "ya alttaki yazı yanlış yazıldı, ya da daha büyük bir hata söz konusu" dedik. Müze Müdürümüz konuyu kendisininde bildiğini , aynı tespitleri yaptığını ve kulübe bildirdiğini söyledi. Sertaç Bey bunun üzerine gereğini yapıp vitrinden o t-shirt ü çıkarttırdı.


Hem müze kurulu başkanına hem de müze müdürüne bir hatadan ivedilikle dönülmesini sağladıkları için çok teşekkür ediyoruz.
En kısa zamanda resmi sitede bulunan tarihimize ait hataların düzeltilmesini ve eksikliklerin giderilmesini diliyoruz. Ve NTV Tarih dergisinde bir düzeltme metnini beklediğimizi ekliyoruz.

Not: Yanlış olan forma ve manken üzerindeki resmi tarafımızda mevcuttur, ancak yayınlamak gereği duymadık. Yukarıda bulunan iki resim tamamen doğru formaların temsil edildiği müze bölümlerinden alınmıştır.

30 Eylül 2009 Çarşamba

Halk Fenerbahçesini omuzlarında taşıdığı için Sarı-Lacivert sevda en büyüktür


Twente Maçı Migros Tribünü


Geçen sezonun kendi sahamızda son maçımız, 24.05.2009 2008-09 sezonu 33. Hafta maçı (Fenerbahçe 4 Konyaspor 2)
Kale arkası tribünler bilet fiyatı 44 TL.

Bu sezon kendi sahamızda oynayacağımız Gençlerbirliği (8. Hafta) karşılaşması öncesi yönetim kurulumuz sezon başında %25 zamla 55 TL olarak belirlediği kale arkası tribünler bilet fiyatlarını %20 indirime giderek 44 TL ye düşürdü.

Geçtiğimiz yıl 33 TL den 44 TL ye çıktığı günden itibaren tepkisini koyan, 55 Lira olduğu günden sonra eylemler yapmaya başlayan, tekrar 44 Lira olduğu için protestosundan ve eyleminden vazgeçmeyen bizlerin dışında kalanlar; 'başta sanal tribüncüler olmak üzere' birçok web sitesi ve taraftar oluşumu teşekkür ve alkışlama yarışına girdiler. 33-44-55-44 ün farkında olmayan, 44-55 olduğu için sadece 1 intro ve bildiri ile ses çıkaran ve sonra karanlıkta kaybolanlar yeniden 44 olunca alkışlamaktan, teşekkür etmekten bitap düştüler.

44 Lira iken geçen sezon düşmeye başlayan seyirci ortalaması Galatasaray maçları dışında düşmeye devam edecektir. 55 Lira iken neredeyse %30 azalan seyirci sayısı, tekrar 44 Lira olunca yükselmeyecek.

Kısa bir dönemi inceleyelim.

1- ...Sadece 2009 yılının ilk 5 ayı göz önüne alındığında 2009 yılı şu ana kadarki enflasyon oranı TÜFE'de yüzde 1.71, ÜFE'de yüzde 2.3 oranında artış kaydetti. Bunun mevcut verilerle yıllık enflasyona uyarlanması sonucu ise tüketicinin karşısına en gerçekçi enflasyon rakamları çıkıyor: Mayıs 2009 itibarıyle tüketici fiyatlarında yıllık enflasyon yüzde 9.49, üretici fiyatlarında ise yüzde 8.96.

2- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Haziran ayında tüketici fiyatları endeksinin (TÜFE) yüzde 0,11, üretici fiyatları endeksinin (ÜFE) ise yüzde 0,94 yükseldiğini açıkladı. Yılın ilk yarısında, TÜFE yüzde 1,83, ÜFE yüzde 3,27 oranında artış gösterdi. Haziran ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalara göre yıllık enflasyon ise tüketici fiyatlarında yüzde 9,08, üretici fiyatlarında yüzde 7,34 düzeyinde gerçekleşti.

3- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Temmuz ayında tüketici fiyatları endeksinin (TÜFE) yüzde 0,25 artarken, üretici fiyatları endeksinin (ÜFE) yüzde 0.71 gerilediğini açıkladı. TÜİK’e göre, Temmuz ayı itibariyle yıllık enflasyon TÜFE’de yüzde 5,39 artarken, ÜFE’de yüzde 3,75 geriledi.Yılın yedi ayında TÜFE yüzde 2,08, ÜFE yüzde 2,54 oranında artış gösterdi.Temmuz ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalara göre yıllık enflasyon ise tüketici fiyatlarında yüzde 8,52 üretici fiyatlarında yüzde 5,47 düzeyinde gerçekleşti.

4- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ağustos ayında tüketici fiyatları endeksinin (TÜFE) yüzde 0,30 gerilerken, üretici fiyatları endeksinin (ÜFE) ise yüzde 0,42 arttığını açıkladı.
TÜİK'in 2003 baz yıllı verilerine göre, Ağustos ayı itibarıyla yıllık enflasyon ise TÜFE'de yüzde 5,33 artarken, ÜFE'de yüzde 1,04 geriledi.Yılın sekiz ayında TÜFE yüzde 1,78, ÜFE yüzde 2,97 oranında artış gösterdi.
Ağustos ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalara göre yıllık enflasyon ise tüketici fiyatlarında yüzde 7,99 üretici fiyatlarında yüzde 4,19 düzeyinde gerçekleşti.

5- Temmuz 2009, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), suya yüzde 8 buçuk zam yaptı. Zam sonrasında 10 metreküpe kadar kullanımda suyun metreküp fiyatı 2,31 lira, 10 metreküple 20 metreküp arası kullanımda 3,47 lira, 20 metreküp ve sonrası kullanımda ise 4,62 lira oldu.

6- Eylül 2009, EPDK haftalık kurul toplantısında, TETAŞ'ın elektrik dağıtım şirketlerine sattığı elektrik satış fiyatının 1 Ekim 2009 tarihinden geçerli olmak üzere yüzde 21.08 oranında artırılmasına dönük başvuruya onay verdi. TETAŞ'ın talebini geldiği gibi onaylayan kurul, dağıtım şirketlerine satış fiyatlarındaki artışı bildirdi.

7- İstanbul'da toplu taşıma ücretleri zamlandı. Zamlı tarife bu sabahtan itibaren uygulanmaya başlandı (1 Haziran 2009).Yeni tarifeyle, tam akbil 1.5 TL'ye çıktı. İndirimli akbil 85 kuruş, elektronik bilet Beşi bir yerde 7.50 TL, aylık tam akbil 110 TL, aylık indirimli akbil ise 55 TL oldu. Akbille yapılacak aktarmalar da tam 75 kuruş, indirimli 21 kuruş olarak ayarlandı. Raylı sistemler, İDO Şehir Hatları Vapurları ve özel deniz motorlarının 1.40 TL olan jeton ücreti 1.50 TL olarak belirlendi.

8- Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayınlanan bir kararnameye göre benzin, motorin ve fuel oil'de maktu özel tüketim vergisi (ÖTV) tutarları yükseltildi. Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayınlanan bir kararnameye göre benzin, motorin ve fuel oil'de maktu özel tüketim vergisi (ÖTV) tutarları yükseltildi. Yayınlanan kararnameye göre, maktu ÖTV tutarları 95 oktan benzinde 1,4500 TL ve 1,4915 TL'den 1,6500 TL ve 1,6915 TL'ye, 98 oktan benzinde 1,6135 TL'den 1,8135 TL'ye, motorinde ise 0,9354 TL'den 1,0845 TL'ye çıktı.

9- YÖK, üniversite öğrencileri arasında “harç” olarak adlandırılan katkı paylarının, 2009-2010 akademik yılı için yüzde 8 artırılmasını kararlaştırdı.

10- Digiturk platformunda LigTv yi izlemek geçen yıla oranla %25 zamlandı.

11- UEFA Avrupa Ligi’ni izlemek için D Smart platformu kurmak ve yıllık ücret 400 TL ve üstü.

12- 2 yıllık süreyi kapsayan protokole göre, toplu sözleşmelerin birinci yılın ilk altı ayında işçi ücretlerine yüzde 3, ikinci altı ayında yüzde 5,5 zam yapılacağını bildirdi. Yazıcı, ayrıca ücreti bin 100 TL'nin altında kalanlara bu miktarı aşmamak kaydıyla 60 TL ilave zam yapılacağını belirtti.

13- İşçi ve Bağ-Kur emekli aylıklarına 6 aylık enflasyon doğrultusunda bu ay yüzde 1,83 zam yapılacak. Zamla birlikte en düşük işçi emeklisi aylığı yaklaşık 11 TL artışla 632 TL, en düşük Bağ-Kur emekli aylığı yaklaşık 5 TL artışla 310 TL olacak. Yılın ilk yarısındaki enflasyon oranının açıklanmasıyla işçi ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarına bu ay yapılacak zam oranı da belli oldu. Buna göre, işçi ve Bağ-Kur emekli aylıklarına, yılın ilk yarısında ortaya çıkan yüzde 1,83′lük enflasyon oranında zam yapılacak. Artışla birlikte en düşük işçi emeklisi aylığı 11,36 TL artışla 621,24 TL’den 632,60 TL’ye yükselecek. Bağ-Kur emeklilerinde ise en düşük aylık 5,57 TL’lik artışla 304,79 TL’den 310,36 TL’ye çıkacak.

14- Türkiye İstatistik Kurumu açıkladı (Temmuz 2009) : Buna göre 2008 şubat ayında yüzde 11.6 olan işsizlik oranı bu yılın aynı ayında yüzde 16.1'e yükseldi. Bu oran aynı zamanda şimdiye kadar açıklanan en yüksek oran olarak tarihe geçti. İşsizlik oranı Ocak ayında ise yüzde 15.5 seviyesindeydi. Aynı dönemde işsiz sayısı da 1 milyon 125 bin kişi artışla 3 milyon 802 bin kişiye yükseldi. Genç nüfusta işsizlik oranı ise yüzde 21.5’den yüzde 28.6’ya tırmandı.

15- Fenerbahçe Stadı kale arkası biletlerine %25 zam (Temmuz 2009)

16- Fenerbahçe Stadı kale arkası biletlerine %20 indirim (Ekim 2009)

17- TFF kulüplerin bilet gelirleri üzerinden tahsil edilen 5 farklı kaleme ilişkin kesintilerin 2009-10 sezonunda alınmayacağını ve yaklaşık 8 milyon TL tutan bu miktarın federasyon bütçesinden karşılanacağını bildirdi. Oysa Fenerbahçe SK 44 TL den 55 TL ye çıkan fiyatı savunurken o 5 kaleme yapılan kesintiler dolayısıyla sadece 6 TL fazla kâr elde edilebildiğini savunmuştu.

18- Bu ülkede işsiz sayısı arttı. Su , elektrik , ulaşım fiyatları arttı. Eğitim ücretleri, sağlık ücretleri, ilaç ücretleri arttı. Bir tek maaşlar artmadı. Maçı evde izleme bedeli ikiye katlandı, stada gitmek ise bilet fiyatına zam+ulaşıma zam+yiyecek içeceğe zam ile katlandı. Sadece ama sadece biletlerden yapılan kesintiler azaldı. Ve Fenerbahçe SK %25 zam yaptığı kale arkası biletini %20 indirim yaparak 44 TL ye çekti.

Sizler böyle devam edin. Hep birlikte alkışlayın. Karşı çıkan hain ilan edin. 44 Lira için sonsuz teşekkürlerinizi bizzat giderek ellerini öperek belirtin.

Biz devam ediyoruz. Bu ülke şartlarına göre 55 lira ve 44 Lira arasında bir fark yoktur. Kale arkası bilet fiyatları daha aşağıya çekilmeli, öğrenci ve kadın bileti uygulamaları extra indirimli olarak sunulmalıdır. Kale arkası tribünleri halka kapılarını açmalıdır.

Fenerbahçe halkın takımıdır. Fenerbahçe halktır.
Fenerbahçe spor kulübü, Türk halkının bu zor zamanında onunla kucaklaşmak zorundadır. Bilet fiyatlarını indirin, kale arkası tribünlerini halka açın.

28 Eylül 2009 Pazartesi

Ölümü gösterip sıtmaya; 55'i gösterip 44 liraya razı etmeyin! İnat etmeyin!



Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu, yaptığı açıklama ile “7 galibiyetlik serinin şampiyonlukla neticelenmesi” için, 55 Lira olan kale arkası biletlerini, “DERBİ ve UEFA maçları hariç” 44 Lira’ya indirdiğini duyurdu.


Yaşanan sevindirici gelişme bir “başlangıç adımı” olarak mutluluk verici olmakla beraber, tribündeki boşlukları gidermek için, kesinlikle yeterli değildir.

Söz konusu “indirimli” fiyatların 2008-2009 sezonunda geçerli olduğu ve kale arkası tribünlerin hali hatırlanacak olursa, bu gerçek daha iyi anlaşılır.

55Lira.Com “Aşırı Pahalı Bilet Fiyatlarına Karşı Başkaldırının Simgesi” olmuştur. Bilet fiyatları halkın gelir düzeyine göre ayarlanana kadar bu simge altında devam edecek olan mücadelede, talebimiz ilk günden bu yana aynıdır.

“Ülkemizde kale arkası tribünlerini dar gelirli ve öğrenci vatandaşlarımızın doldurduğu” gerçeğinden hareketle;

Talep ediyoruz.

1. Kale arkası tribün bileti fiyatları mutlaka daha aşağı çekilmelidir. Kombine kart alan taraftarları mali anlamda mağdur etmeden yapılabilecek bir basit hesap mantığıyla; daha ucuz bilet fiyatlarında tribünü dolduracak taraftar, pahalı biletle maça gelebilen az sayıda insandan daha fazla kar getirecektir.

2. Migros tribünün belli bloklarında, örneğin alt katta, “Öğrenci Bileti” uygulamasına geçilmelidir. Bu aşamada stadyum yapısından kaynaklanabilecek fiziksel imkansızlıkların aşılabildiği, geçtiğimiz sezonlarda Maraton Tribününde yapılan bir takım uygulamalarda görülmüştür.

Tekrar ediyoruz.

Türkiye’nin aynası olan Fenerbahçe, ülke gerçeklerinin farkına varmalıdır.

Taraftarın, bilhassa Türkiye nüfüsunda çoğunluğu oluşturan öğrenci ve dar gelirlilerin, Fenerbahçe’yi tribünden seyretmesinin önünde yükselen maddi engeller kaldırılmalıdır.

Kale arkası tribünleri halka açılmalıdır.