Football is for you & me, not for fucking industry

19 Kasım 2009 Perşembe

Haydi Türkiye! Cemaller Tufan olmasın !


"Haydi Türkiye ! Cemaller Tufan olmasın,
bu Tufana dur demek sizin elinizde!
Onlara yardım elinizi uzatın, sıcacık kollarınızla sarın SARBİleyin"
kampanyasına destek verin.
Dedenden bir hayır görmedin bari hıyara dede deme.
Tufan yaz 1905 e yolla Cemal gelsin.
Hem sen kazan hem Ayşe Abla Spor Kulübü kazansın...

Bu Tufan-Cemal olayı Galatasaray'ın sadece TBL de değil FIBA Avrupa arenasında da ceza almasına yol açar.

Bir blog yazarı basketbolsever bu işleri ortaya çıkarıyor ama Federasyon ve bir dolu kulüp çıkaramıyor. Ki onlardan birisi ve en önemlisi bizim basketbol şubemiz.

Türk basketbolu yeniden bir yapılanmaya gitmek zorundadır. Basketbol şubelerinde bulunan bilgisayarlar msn de chat yapmak ve facebook da resim koymak video paylaşmak için değil hem kendi takımını hem rakibini her açıdan sıkı sıkıya takip etmek için kullanılmalıdır.
Galatasaray Spor Kulübü şu ana kadar bu rezaletin karşısında yapılması gerekenleri hızlı bir şekilde ve sırayla yapıyor. İdarecilerin işlerine son veriliyor, tüm ülkeden özür dileniyor, yöneticiler istifa ediyor. Ancak bu tarihi utancın bedeli bu kadar ufak olamaz. 100 yıldan fazla süredir her branşta rekabet içinde olduğumuz ezeli rakibimizin bu ahlaksızlık ve utanç karşısında Basketbol Erkek Takımını "ihraç" kararı beklemeden ligden çekmesi en doğrusudur.
Teşekkür Notu:
Salsa Basket ailesine düzeyli, araştırmacı ve doyurucu basketbol siteleri için teşekkürler. Ve Oyak Renault kulübü idarecilerine de teşekkür etmek gerekiyor. Sonuna kadar haklı davalarında direttikleri için.

16 Kasım 2009 Pazartesi

Ne güzel olay çıktı, mağlubiyet unutuldu !

Şu olayların maçın önüne geçmesine eminim başta bizim yönetim, teknik heyet ve ülker gurubu sevinmiştir. "Ohh be, bu olayların arkasına sığınır, mağlubiyeti unutturur, kıvırırız" diye göbek atmışlardır. Dün olanlar bir Galatasaray-Fenerbahçe maçının sıradanlaşmış görüntüsüdür. On yıllardır böyledir. Ne ilk, ne de son olacak. Ama oynadığımız basketbol son yıllarda en kötü oyunlardan birisidir. Olay olmuş, sorumlular varmış. Bana ne, bize ne!?!? Mahmut Uslu-Nedim Karakaş biraderlerin Turgay Demirel'i başkan değil mi? Aziz başkanın Turgay'ı değil mi başkan? Onlar baksın çaresine (!).
Ama yok bu takımda Tanjeviç ile yola devam edilsin, şube Galatasaraylı doldurulsun. Aklınızı başınıza alın efendiler, bir gün sahaya inen ve BT yi yumruklayanlar da olur. Ve o maçta salonda sadece Fenerbahçe seyircisi olur!
Haa bu arada şu derbi maçlara rakip seyirci alınmasın teklifi kimden gitmişti? O Galatasaraylı vatandaşı senelerce Fenerbahçe kulübü içerisinde kim çalıştırdı?
Bu camia kendine gelmelidir. İki tesis, bir stad için yaşadığımız her şeye "eyvallah, adam tesis yaptı, stad yaptı" diye OK diyenler tüm yaşananlardan en az yaşatanlar kadar sorumludur. Tüm Fenerbahçe ve Fenerbahçelilik değerlerini rafa kaldıranlar, hala direnen bazı değerlerimizi ise ayağa düşürenler mutlaka hesap vermelidir. Fenerbahçe büyüklüğü şampiyonluk ve kupa büyüklüğü değildir. Ancak Fenerbahçe büyüklüğü tesis ve stad büyüklüğü hiç değildir. Karşı taraf Fenerbahçe ismini ağzına almadan 10 kere düşünmüyor, aklı gitmiyor, ödü patlamıyorsa şu anda olan Fenerbahçe büyüklüğü kimse kusura bakmasın "her horoz kendi çöplüğünde öter" büyüklüğüdür. Öyle büyüklüğü getirenin de, savunanın da bu camiada yaşamasına müsade edenin de kıçına tekme vuracak çok adam çıkar. BİZ FENERBAHÇEYİZ! BİZDEN ÇOK ADAM ÇIKAR!

Hocaların hocası yuvana hoşgeldin!


15 Kasım 2009 Pazar

Var mı Fenerbahçe'ye yan bakan?



Fenerbahçe halkın takımıdır. Fenerbahçe halk demektir. Gazeteler, sokak, yeşilçam, tiyatro, edebiyat hep Fenerbahçe ile doludur. Çünkü halkın gerçeği Fenerbahçedir. Cilalı İbo karakteriyle hafızalarımızda yer bulan büyük sanatçı, rahmetli Feridun Karakaya'yı bu vesile ile bir kez daha saygıyla anıyoruz. Mekan-ı cennet olsun.

11 Kasım 2009 Çarşamba

'Cennet, sevdiğinin yanıdır'...



Lara Enke babasına kavuştu ya da Robert Enke kızının yanına gitti.
'Cennet, sevdiğinin yanıdır' demişler.
Robert Enke cennetine kavuştu.

9 Kasım 2009 Pazartesi

Teşekkürler ! Gazi Büstü yeniden stadımızda !

1934 Yılında Gazi Hazretleri tarafından hediye edilen ve Zeki Rıza Sporel'in jübile karşılaşmasında stadımıza konulan Gazi Büstü uzun yıllardır görünürde yoktu. Bu duruma karşı üzüntümüzü Cumhuriyet bayramından önce blogda yazmıştık. Bu yazımızı Fenerbahçe Spor Kulübü yönetim kurulu ve Fenerbahçe SK Müzesi müdürlüğüne de iletmiştik. Bu sabah öğrendik ki gereken yapılmış.


Yarın sabah Atamızı anma törenleri stadımız müze girişinde, 1934 yılında stadımıza konulan Gazi Büstü önünde yapılacak. Gazi büstü daha sonra stadımızın Fenerium alt tribün girişinde en uygun yere taşınacak. Teşekkürler Fenerbahçe SK, teşekkürler Fenerbahçe Spor Kulübü müzesi.


Ekleme: 10 Kasım 2009 19:30 tıkla
....Kulübümüzün, Fenerbahçe Şükrü Sracoğlu Stadı Maraton Tribünü girişindeki Fenerbahçe Müzesi önünde ve Ulu Önder Atatürk'ün 1934 yılında Kulübümüzde sergilenmesine izin verdiği ve bir spor kulübüne konulan ilk Atatürk büstünün etrafında düzenlediği törene...

4 Kasım 2009 Çarşamba

Adına maçlar düzenlendi, o yine de futbolsever olmadı !

“Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim”… Sporcunun tanımını bu kısa cümleden daha iyi yapabilmiş başka bir lider yoktur. Mustafa Kemal Paşa güreş, atçılık sporu, kürek sporu, eskrim, atletizm, jimnastik ve yüzme aşığı bir liderdi. Aynı zamanda iyi bir sporcuydu. At yarışı izlerdi. Eskrim müsabakalarını takip ederdi. Kürek çekerdi, yürüyüş yapardı. Güreşi çok severdi. Yüzmeye olan sevgisini tarif etmeye satırlarımız yetmez. Ancak nedense on yıllardır sadece hangi futbol takımını tuttuğu tartışıldı durdu. Büyük çoğunluk Fenerbahçeli diye sahiplendi Atamızı. Sonradan Galatasaray camiası Atamızın Galatasaraylı olduğuna ilişkin ispatlanması pek mümkün olmayan iddaalarda bulundu. Ve en son olarak Beşiktaş camiası da bu sahiplenmeye birkaç anı hatıra çerçevesinde dahil oldu. Aslında güzel olan ülkenin güzide kulüplerinin Atatürk’ü sahiplenme yarışıydı. Oysa bu ülkenin güzide kulüplerinin ve güzide kurumlarının Atatürkçülüğü benimseyip , Atatürk ilke ve inkılaplarını özümseyerek yıllarını geçirmiş olmalarını arzu etmek bugün sadece çok geç kalınmış bir iç geçirmedir. Hele son zamanlarda Atatürk çizgisinden tamamen uzaklaşmış siyasi yapının parlattığı kişi ve firmaların üç büyükler başta olmak üzere sporumuzdaki aktif maddi manevi varlıkları üzücüdür. Kulüplerimiz iki üç masalımsı hikaye üzerinden Ulu Önderi kendi takımlarının taraftarı yapma yarışında harcadıkları mesainin binde birini bile Atatürkçü bir gençlik yetiştirme çabasına harcamamışlardır. Atatürkçülük ve Laik Türkiye karşıtı bir çok isim yönetimlerde yer alırken, irticai faaliyetleri tescilli firmalar ise sponsorluk yapmaktadırlar. Atatürk yaşantısı esnasında hangi takımı tutardı ya da bir takımın taraftarı olmuş muydu? Bu sorunun kesin cevabı yoktur, kanıtlanmış tek bir beyanatı bile yoktur. Ancak Atatürk bugün hayatta olsaydı emin olun mevcut kulüplerimizin hiç birisini tutmazdı.

Bu benim düşüncemdir. Katılıp katılmamanız benim düşüncemi değiştirmez. Ancak yıllardır ben de imkanlarım dahilinde araştırdım, araştırmaya devam ediyorum. Atatürk ve futbolu merak ediyorum. Osmanlı coğrafyasında fubolun oynanmaya başladığı andan itibaren ulaşabildiğim her spor yazısının, kitabının içinde Atatürk’ü ve futbolu aynı cümle dahilinde aradım. 1922 yılında kendisinin tertip ettirdiği (*) futbol maçı dışında gittiği, izlediği kesin olan Altay-İngiliz Donanma Karması maçı(**) ve izlediği kesin olmayan Galatasaray-Romanya Karması maçı(***) vardır.


Atamız altı yedi takımının kulüp binalarını ziyaret etmiştir. Belgeli, ispatlı, birkaç farklı kesimden ortak aktarımlı başka bir futbol maçı ve Atatürk gerçekliği yoktur. Bir takımın taraftarı olduğuna dair mevcut üç dört aktarım bile hep tek ağızdandır. Hikayeden öteye gidememiştir. Mustafa Kemal’i eskrim müsabakalarında görebilirsiniz, güreş müsabakalarında vardır, at yarışı ve binicilik etkinliklerinde olmuştur. Askeriyede ve Cumhuriyet sonrası izcilik, atletizm ve jimnastik etkinliklerinde rastlamak mümkündür. Ancak Atamız savaş planları dahilinde organize ettiği futbol müsabakası ve yazımın en sonunda anlattığım iki maç dışında başka bir futbol maçı izlememiştir.


Fenerbahçe
Fenerbahçe, Altay, Karşıyaka, Güneş (Ateş-Güneş) ve Galatasaray camialarına ziyaretlerde bulunmuş, ziyaretçi defterlerine mesajlarını yazmıştır. Beşiktaş ve Trabzon İdman Ocağı kulüplerinin idarecilerini kabul etmiştir. Hatta Trabzon İdman Ocağı’na kendi el yazısı ile bir mesaj yollamıştır. Beşiktaş kulübünün temeli olarak kabul edilen Jimnastik Cemiyetine komşu bir evde hayatının bir döneminde bulunduğu için sporcularla, idarecilerle bahçede yapılan antremanlar esnasında konuşmaları olmuştur.


Trabzon

Altay


Karşıyaka

Kendisinin kurdurduğu Muhafızgücü’nün Ankaradaki binası ve idman sahasında sık bulunurdu. Burada sohbetlere katılır, ata biner, atış poligonunda silah denemeleri yapardı.
Mustafa Kemal Atatürk adına maçlar, turnuvalar düzenlendi. Şiltler, kupalar, madalyalar verildi. Gazi büstünü kazanmak için maç bile yapıldı (Galatasaray kazandı Fenerbahçe’yi yenerek).

Ancak Mustafa Kemal bu futbol maçlarınada gitmedi.
Yani bence de (bu fikirde olan çok) Mustafa Kemal iyi bir sporseverdi ancak kesinlikle futbolsever olmadı!

*Mustafa Kemal Paşa, Büyük Taarruz'un yerini ve tarihini, arkadaşlarıyla gizli bir toplantıda belirlemek istiyordu. Bu görüşme nedeniyle, Konya'ya giderken, 28 Temmuz 1922 günü, Akşehir'de bir futbol maçı düzenlettirdi. Komutanları ve kurmaylarıyla beraber bu maçı izledi. 


**Fahrettin Altay Paşa ile İzmir’de mütareke yıllarında Alsancak Stadı’nda maç izliyorlar. Hem Fahrettin Altay Paşa’nın hatıralarından hem de M.Kemal Paşa’nın bir notundan bu maçı izlediği anlaşılıyor.


***Galatasaray Kulübü’nde bulunan bir mektup (Mustafa Kemal Paşa tarafından yazılmış) içeriğinde Selimiye Kışlasında görevli Binbaşı Mustafa Kemal’in eline geç ulaşan bir maç davetine yazdığı cevap vardır. Galatasaray-Romen karması arasında Union Club sahasında 1914 Nisan ayında oynanan maç (4-2)için ismi tespit edilemeyen ancak Ali Sami (Yen) Bey olduğu sanılan birisi Mustafa Kemal’i yazıyla maça davet eder. Paşa cevabında “davet mektubunuz elime geç ulaştı ancak o gün ben, doğrudan gidip bir başka yoldan zaferi kazanan genç ve girişimci vatandaşlarımın başarısını beğenerek izledim” yazar. Ancak mektup içeriğinde futbol maçından bahsedilmemesine rağmen –beğenerek izledim- ibaresi büyük ihtimalle maça ait kabul edilmelidir.
Mustafa Kemal'in,
Galatasaray Kulübü'nde bulunan mektubu.

27 Ekim 2009 Salı

Atatürk Büstü Nerede?

Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'nin büstünün Fenerbahçe Stadı'nda açılışının üstünden 75 yıl 5 ay geçti. Bu son derece anlamlı ve bir o kadar değerli büst ne yazık ki 1970 lerden bu yana yok!


Kulübümüzün bu konuyu araştırmasını ve Gazi heykelini bularak stadımızın girişine, ait olduğu yere, geri getirmesini bekliyoruz.



1 Haziran 1934 günü unutulmaz kaptanımız, Fenerbahçemizin ve Milli Takımımızın efsane futbolcusu Zeki Rıza SPOREL'in jübilesini yaptığı gündür. O gün stadımızda efsane kaptanımızı futbol sahalarından uğurlamanın hüznü ve Gazi Hazretleri'nin büstünün açılışının onuru aynı anda yaşanmaktadır.



Fenerbahçe Spor Kulübü ne yazık ki o günü sadece tarihte kalmış bir gurur abidesi olarak yaşamaktan öteye gidememektedir. Ulusal önderimiz, baş kumandanımız Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin büstü kayıptır. Ve bu güne kadar efsane kaptanımız, büyük golcümüz, başkanımız Zeki Rıza Sporel'in ismi kulübümüze ait hiç bir tesise verilmemiştir. Fenerbahçe Spor Kulübü bu iki üzüntüyü bir an önce sonlandırmalıdır.

Not: O dönemin basın organlarında ve halk arasında ulu önder Atatürk'ten (benim çok sevdiğim bir şekilde) "Gazi Hazretleri" şeklinde bahsedilmektedir.