Football is for you & me, not for fucking industry

2 Şubat 2010 Salı

Bu doping rezaleti organize bir iştir...

Efes’ten açıklama bekliyorum

İtiraf ediyorum. Efes Pilsen’e karşı bir brand loyalty-marka bağlılığım var. Yani hiçbir mantıklı sebep olmaksızın takım tutar gibi bir markayı tutma aidiyet hissetme hali bende Efes’e karşı mevcut. Hepimizin vardır böyle takıntıları. Bunun basketbol takımının Avrupa’da kazandığı başarılarla bir ilişkisi var mı bilmiyorum. Ama hiçbir sportif aktiviteye dahil olmayan başka markalar için de aynı hislerim var. Bunu kazanmak şirketler için kolay değildir. Kaybetmekse bir anda olur.
Ve konu Efes Pilsen’se benim durumumda olanlar herhalde Efes Pilsen basketbol takımını tutanların milyon katıdır. Dolayısıyla TBF Başkanı’nın Kerem Gönlüm’de çıkan maddeyle ilgili yaptığı aşağıdaki açıklamaların da şirket tarafından bir daha değerlendirilmesi kamuoyuna duyurulması gerekir.
Bakın işin başındaki adam ne diyor:
“Kerem Gönlüm’de çıkan madde kurayla çekilen iki oyuncuda da bulununca bunun tesadüflüğü ortadan kalkıyor.”
“Oyuncu da savunmasında nereden girdiğini bilmediğini söyleyerek konunun çözümüne pek yardımcı olmadı.”
“Türkiye’ye girmesi yasal olmayan bir maddenin maç günü iki oyuncuda birden çıkmasının soruşturulması gerek”.
Başkanın kimi kime şikayet ettiğini anlamadım. Soruşturmayı kim yapacak? Mevzuuyu kim aydınlatacak bilmiyorum? Ama ben kendi adıma Efes Pilsen’e, yani tutuğum şirkete sormalıyım:
Çünkü aşağıda soracağım sorular uzun süredir konuşulan artık dedikodunun önüne geçmiş bir hikayenin doğru ya da yanlış olduğunu bize gösterecek.
1-Bu maddenin kanda sıfırlanma süresi çok kısa olduğu için tercih edildiği
2-4 kişinin organizasyonuyla İsrail’den getirtildiği
3-3. maçtan önce oyunculara avuçla şekerleme şeklinde dağıtıldığı
4-Doping listesinde olduğu söylenmediği ve ‘enerji verir alın’ diyerek oyuncuların cesaretlendirildiği
5-İki ABD’li oyuncunun bunu almayı reddettiği, diğer herkesin aldığı
6-Kerem Gönlüm’ün aldığı maddenin doping statüsüne girdiğini çok sonra anladığı ve yıkıldığı,
yönündeki söylenti sizin de kulağınıza geldi mi? Bu böyle konuşulurken, bizzat Federasyon başkanının açıklamaları da bu duruma tuz biber ekmişken, bize bir açıklama borçlu değil misiniz?

Mehmet Demirkol (Milliyet)

30 Ocak 2010 Cumartesi

Çevir tüpü yanmasın !


Kimi kandırdınız sayın Yıldırım? Ne için esip gürlediniz? Fenerbahçe'nin hakları o gün yeniliyordu da bugün ne değişti? Tüm bu istifa oyunları, asıp kesme, savaş açma palavraları sadece Ankaragücü'nün son dakikada içeriden çevrilen topu gol sayılmasın diye mi yapıldı?

Aziz Yıldırım klasiği sürüyor. Sadece Fenerbahçe kaybolmuyor. Türk futbolu Aziz Yıldırım sistemi ve kriterleriyle boğuluyor. Yok efendim neymiş "Aziz Bey sayesinde futbolumuzun yıllık değeri 400 milyon doları bulmuş!" . Hadi ya Telekom'un tekliflerini Aziz bey mi yükseltti. Telekom 250 de çekilse "Aziz Yıldırım bilemedi" mi olacaktı. 10000 dolar ceza için taraftarına küfreden bir başkan sanıyormusunuz başka kulüplerin ya da futbolumuzun değerini düşünür. O, kendisinin dışında kimseyi düşünmez. Kendisiniden başka herkesi kandırdığını sanır.

Biz yemiyoruz Sayın Yıldırım. Ancak tebaanız büyüyor ve afiyetle yiyorlar. Azizbahçe ve Azizbol hayırlı uğurlu olsun.

27 Ocak 2010 Çarşamba

Eşref Apak'ın 3.lüğü iptal mi?

Eşref Apak olimpiyat 3.lüğünü kaybetti mi?

Belki bu durum daha önce duyuldu ve yazıldı.
Belki ben bu haberi görmedim daha önce ve yeni öğrenince şok oldum.
Belki de benim duyduğum haber yanlış.

Nette biraz aradım ama bulamadım ne doğrulatacak bir haber, ne de aksini...

Ancak olay şu:

Eşref Apak aslında ilk üçe giremediği bir durumda ilk üç içindeki bir sporcunun diskalifiye edilmesi sonucu podyuma çıkmış ve 3. olmuştu. Dolayısıyla yönetmelikler gereği bazı ödüller almıştı.

Bir kaç yıldır süren uluslararası mahkemeler ve spor üst kurulları diskalifiye edilen sporcunun haklarını iade etti ve Eşref'in 3.lüğü iptal edildi.
Kazandığı ödüllerde geri alındı ! Olimpiyat ödül sıralaması ve ülke sıralaması değişti.

Var mıdır bilgisi olan?

21 Ocak 2010 Perşembe

Agassi çıkınca omuz omuza...

Senelerdir aramızda konuşur dururduk; bir tenis maçına gitsek hep beraber ve başlasak tezahürata "oooooo ooooo Agassi çıkınca omuz omuza, Agassi çıkınca omuz omuza"... Hep bunun üzerinden geyikler dönerdi. Tenis kortundan atarlar bizi, atarlarsa ..kime atmazlarsa ekime...
Hatta Avustralya'da yaşayan Tolga isimli bir arkadaşımız vardı (!) ona "lan bizim imkanımız yok yapsanız siz yaparsınız" derdik. Yer Avustralya, dünyanın en önemli 4 turnuvasından birisi ve Türk asıllı Marsel ilhan'ın maçında tribünde kardeşlerimiz bir rüyayı gerçeğe dönüştürüyor. Tolga aralarında mı bilmiyorum!?! Ancak yapanların alınlarından öpüyorum.
"Rezil Olduk" başlıkları atan aciz türk medyasına ise tek sözüm var "siz varken bizim rezil olmak için başka bir şeye ihtiyacımız yok". Teşekkürler arkadaşlar, endüstriyel sporun aptal kurallarına attığınız bu tokat için. Orası tribün, sinema-tiyatro salonu değil. Yıllar önce bizi Bağlarbaşı Spor Salonu'nda düzenlenen İstanbul Masa Tenisi şampiyonasından polis zoruyla atan hakem heyetine girsin bu.

Oooooo hep beraber, hep beraber "Agassi çıkınca omuz omuza"...

17 Ocak 2010 Pazar

KAMUOYUNUN DİKKATİNE ! Tanjeviç GO HOME!

Haydi dedik, çıkarsak bir sonraki tur başımıza gelecekler bu grupta gelenlerden daha kötü olacak ama haydi dedik son kez susalım Kaunas maçı bitene kadar. Kazansak, kaybetsek, elesek, elensek fark etmeyecekti… Maç sonunda bağıracaktık “Tanjeviç İstifa” diye… Zaten bizim bildiri yazmamız, insanları protestoya davet etmemiz aslında bir mesajdan ötesi değildi. Her Fenerbahçeli durumun farkındaydı ve maç bitene kadar takımına destek verecek, maç sonunda ise “Tanjeviç İstifa” diye haykıracaktı.
Bizim tepkimiz Tanjeviç’in geliş şeklinden, sözleşmesine, oynattığı basketboldan, eleştirilmezliğine, yönetimin tüm ipleri eline vermiş olmasından basketbol takımımızın federasyon başkanı ve Mahmut Uslu ikilisinin elinde oyuncak oluşunaydı.
Turgay Demirel - Mahmut Uslu ikilisi tartışmasız Türk basketbolundan temizlenmesi gereken ilk on isimden ikisidir. Ergin Ataman – Kerem Gönlüm ve Galatasaray basketbol şubesi ile Galatasaray’ı adeta aklayan tahkim kurulu sıralamada bu isimlerden sonra gelirler. Tanjeviç’i ayrı tutuyoruz. Hayatının en güzel günlerini burada yaşıyor. Milli takım başarısız, Fenerbahçe Ülker hezimetlere alışmış, ses eden yok, hesap soran yok. Maaş tıkır tıkır ödeniyor. Salonlar boş, takımımız neredeyse hedefsiz…
Peki, Sayın Aziz Yıldırım bu kadar rezillik ortadayken siz ne yapıyorsunuz? Salonu ilk siz terk ediyorsunuz. Sarı Lacivert renklere âşık Aydın Örs’ü TBF - Mahmut Uslu çetesine yem ediyorsunuz. Her geçen gün kötüye giden şubeyi sırf “Ben bilirim” inadınız yüzünden mahvediyorsunuz. Aydın Örs sonrası yaşanan başarısızlıkların sorumluları ilk başta Sayın Aziz Yıldırım ve Mahmut Uslu’dur. Bogdan Tanjeviç, Nedim Karakaş, Remzi Dilli, teknik heyet ve oyuncular en az baştakiler kadar bu rezaletin ortaklarıdır. Sayın Aziz Yıldırım, yanınızdaki kişileri ve egonuzu Fenerbahçe’nin + Fenerbahçelinin üstünde görme alışkanlığınız sadece senelere değil, on milyon dolarlara mal olmaktadır. Artık aynaya bakınız ve ilk suçlunun kendiniz olduğunu görünüz. Yapmanız gerekenleri hepimizden iyi biliyorsunuz ama egonuz buna müsaade etmiyor. Mahmut Uslu’yu yönetim kurulundan çıkartınız, Tanjeviç’in görevine son veriniz ve Turgay Demirel Federasyonu’ndan hesap sorunuz. Basketbol şubesinde Nedim Karakaş-Remzi Dilli gibi isimleri değiştiriniz.

Fenerbahçe’mizi, Galatasaray ve Efes lobisine kurban ettiniz, Turgay Demirel-Mahmut Uslu ikilisine esir ettiniz, ARTIK YETER!

Fenerbahçe Spor Kulübü başkanı olduğunuzu hatırlayın. Fenerbahçe’nin HAKLARINI KORUYUN ve SAVUNUN.
Fenerbahçe’mizin basketbolunu bu hale getirenlerden hesap sorun.

MAHMUT USLU’yu, BOGDAN TANJEVİC’i ve TURGAY DEMİREL’i
İ S T E M İ Y O R U Z !

FENERBAHÇE TARAFTARLARI
FENERBAHÇE BASKETBOL GÖNÜLLÜLERİ

12 Ocak 2010 Salı

Bildiri : "Tanjeviç İstifa" Protestosu

Fenerbahçe Ülker Basketbol takımının başına getiriliş şekli ve sözleşmesindeki gizlilikler hep tartışma konusu olan Bogdan Tanjeviç’in geldiği günden bu yana oynattığı basketbol ortadadır. Aydın Örs’ten çaldığı mirası her gün kötüye kullanmıştır. Basketbolu zevksizleştirmiş, son derece kaliteli oyunculardan kurulu takımımızı sıradanlaştırmıştır. Önce skorlara sonra ise seyirci sayısına yansıyan kötü gidiş 2009 un sonlarında tavana vurmuş iken 2010 a giriş tam bir hezimet olmuştur. Euroleague’de alınan 30-40 sayı farklı yenilgiler sıradanlaşmıştır. Bogdan Tanjeviç’in Fenerbahçe takımını getirdiği nokta kabul edilemez. Bu hafta Euroleague’de oynayacağımız maç takımımızı galibiyet halinde son 16 takım arasına taşıyabilir. Ancak Tanjeviç ile devam etmek gelecek maçlarda 30-40 sayılı hezimetlere devam etmek demektir. Bogdan Tanjeviç çok açık olarak Mahmut Uslu-Turgay Demirel ikilisinin basketbolumuza kazığıdır. Fenerbahçe basketbol şubesi mutlaka köklü değişimler yaşamak zorundadır. Bunun başlangıcı Tanjeviç ile yolları ayırmak olmalıdır. Perşembe günü tribündeki seyirci sayımız 500 bile olsa takımımıza sonuna kadar destek vereceğiz. Ancak maç öncesi, devre arası ve maç sonu skor ne olursa olsun “pankartlar, dövizler ve tezahüratlarla” Tanjeviç’i istifaya davet edecek ve protesto edeceğiz.
TANJEVİÇ İSTİFA EDENE KADAR PROTESTOLARIMIZI FUTBOL, VOLEYBOL VE BASKETBOL MÜSABAKALARINDA DEVAM ETTİRECEĞİZ…

BOGDAN TANJEVİÇ’İN GÖREVİNE DERHAL SON VERİLMELİDİR
TANJEVİÇ GO HOME !

FENERBAHÇE BASKETBOL GÖNÜLLÜLERİ

6 Ocak 2010 Çarşamba

101-58=Tanjeviç


Bu bir maç skoru. Bu Fenerbahçemizin yenildiği bir maçın skoru. Bu skoru tarihimize yazdıran herkesi saygıyla anacaktır bu kulübün gerçek sahipleri. Bu hezimeti sindiren, bu maç sonrasında hesap sormayı aklının ucundan bile geçirmeyenleri saygıyla anacaktır bu kulübün gerçek sahipleri.

Fenerbahçe forması ile kimse dalga geçemez. Ne sponsor, ne idareci, ne coach, ne yönetici, ne de ruhsuz oyuncular. Ve ne demişler balık baştan kokar...
Aziz bey bu rezilliklerin alayından sen sorumlusun. UNUTMAYACAĞIZ!

29 Aralık 2009 Salı

Resmi sitede 2 haber ve kurumsal Fenerbahçe yanlışları

Resmi siteden iki haber...
1- Çalışanlarımız için yeni yıl partisi

Haberi okuyunca sanıyorsunuz ki Fenerbahçe Spor Kulübü bütün çalışanlarını kucaklayan bir yeni yıl partisi düzenlemiş. Oysa biz biliyoruz ki o parti seçkin davetliler, kulüp çalışanlarından bazıları ve yönetim kurulu içindir. Zaten Fenerbahçe sadece halktan değil kurumsal yapısı içinde bulunanlardan da kopuktur. Resmi site haberini yapar, okuyan ve gerçeği bilmeyenler "vay be, kulüp ne büyük bir parti yapmış!!!" der.
Bizce haberin başlığı şu olmalıydı :
Bazı çalışanlarımız ve seçkin davetlilerimiz için parti verildi.
Kulubümüz çalışanı olup bu partiye davet edilmeyenler yani katılamayanlar resimlere bakarak yaşananlar hakkında bilgi sahibi olabilirler...
.
"Zeki Rıza Sporel' den Lefter Küçükandonyadis'e, Halit Deringör'den Can Bartu'ya, Ogün Altıparmak' tan Cemil Turan'a, Fenerbahçe tarihine damgasını vurmuş efsanelerin forması klasik çubuklu forma , 26 Aralık Cumartesi gününden itibaren Fenerium mağazalarında büyük Fenerbahçe taraftarıyla buluşuyor..."
Bu konuya yönelik yorumlarımız aşağıdadır:
- Zeki Rıza Sporel isminin nihayet bir haberde geçmesi son derece sevindiricidir. Ancak Zeki Rıza döneminde giyilen formalar ile Lefter döneminde giyilen formaların hiç birisi birbirini tutmaz ve Fenerium tarafından çıkarılan çubuklu forma efsane forma değildir.
- Ne sarısı doğru tondadır, ne laciverti. Ne de çubukların genişliği... Hatta ay-yıldız arma bile farklıdır. Zaten isimleri sayılan futbolcuların neredeyse hepsi farklı dönemleri ve farklı dizaynları temsil eder. Ancak Fenerium bu efsane çubuklu forma girişiminde 3-4 sene önce çıkarılan ve çok kısa süre piyasada kalan formanın bile gerisinde kalmıştır.
- Ogün Altıparmak döneminde zaman zaman giyilen çubuklu formaya benzetilmeye çalışılmış ancak renk-çubuk genişlikleri ve ay-yıldız arma örgüsü, yaka ve kol bantları Fenerbahçe'nin hiç bir döneminde aynı anda bir forma üzerinde yer almamıştır. Ve Fenerbahçe tarihinin efsane klasik çubuklu forması bu değildir. Ancak nostalji forma olarak isimlendirilebilir. Zeki Rıza-Lefter-Halit Deringör-Can Bartu ve Cemil Turan bu satışa sunulan formayı giymemişlerdir. Dizaynlar ve renk tonları hep farklıdır. Bu dizayn, bu renk tonları ve ay-yıldız arma bire bir olarak hiç bir Fenerbahçe formasında kullanılmamıştır.
Lacoste ürün sorumlularını Fenerium'a getirmek belki iyi bir iştir. Ancak Fenerbahçe tarihine atıfta bulunarak bir ürün çıkarılırken tarihi bilen, formaları bilen kişilere danışılması doğru olandır. Bu forma yine iyi satış rakamlarına ulaşır. Yüksek fiyatı ile yine gelir getirir.
Ama kırk yılda bir efsane futbolcularımızın ismini aynı haberde kullanırken, bari çıkan ürünün o kişilerden birisi tarafından giyilmiş olan bir forma ile aynı olmasına özen gösterseydiniz.
Aaa pardon unuttum, önemli olan kasaya giren miktar, yoksa özüne sadık kalmak değil. Zaten Fenerbahçe kurumlarında Fenerbahçeliler çalışmıyor nasıl özümüze sadık kalsınlar???