Football is for you & me, not for fucking industry

28 Şubat 2010 Pazar

Önce sen hesap ver sayın Aziz Yıldırım... Sonra hesap sorarız hakemlerden..!

...Şu hakem kararları için farklı bakalım olaya. Bakalım Aziz Yıldırım ne demiş? 5.12.2009/Aziz Yıldırım: "lig bu hakemlerle yürümez. hakem hataları yüzünden hakkımız yeniliyor. Artık camiamızın haklarını savunamayacak duruma geldim. Bu yüzden Kulüpler Birliği Vakfı Başkanlığı'ndan istifa ediyorum. Bu lig bu hakemlerle gidecekmiş.Hayır. Biz bu hakemlerle devam etmeyeceğiz. Federasyonun kurumları, kulüplerin önünde hiç duramazlar, hele ki Fenerbahçe'nin karşısında hiç duramazlar. Biz yeniledebiliriz ama golden önce faul var. Penaltımız verilmiyor. Herkesi buradan aklını başına almaya çağırıyorum. Bundan sonra Kulüpler Birliği Vakfı yok, Fenerbahçe var. ".
Evet, sayın başkan takımımızın haklarını savunamadığını ve kurda kuşa yem olduğumuzu söylemiş. İsyan etmiş, asmış, kesmiş, esmiş, gürlemiş, basmış istifayı. Onun her dediğini ağzı açık kabul eden tebaası "ohh be demiş, artık esip gürlüyeceğiz"... Aziz beyi iyi tanıyanlar ise "3 güne geri döner, federasyondan ve mhk dan hesap falan soramaz, ancak gündemi saptırır" demişler. Helal olsun Aziz başkan, halletin hakem işini, savundun kulübün hakkını hukukunu ve döndün kulüpler birliği başkanlığına. Ya, zaten kulübün hakkını savunamıyorsun bari istifa ettiğin yere bir kez olsun geri dönme de "hakeme, federasyona" laf edecek hakkımız olsun. Fenerbahçelilerin Koray Gencerler ve Tolga Özkalfa'yı eleştirme hakkı yoktur. Tüm hakemler bilir "Aziz bey 2 gün eser gürler, koltuk tatlıdır, Fenerin hakkını yesek bile o hiç bir koltuğu bırakmaz, sonuçta Fenere GOL olur"...Oysa bir Fenerbahçe başkanının tek amacı vardır "Fenerbahçeye GOL olmasın"... Aziz Yıldırım düzeni budur. Bu düzen döner dolaşır Feneri yakar. Önce kendi gözümüzdeki çapağı çıkaralım sonra bize mızrak atmaya çalışanlara bakarız...8 Şubat 2010

koskorcuk son sözünü söyler:
İBB maçı sonrası hakem hatalarından yakınan Fenerbahçe Spor Kulübü yönetim kurulu başkanı ve yönetim kurulu üyelerine:
"Önce siz sözünüzün eri olun, dediğiniz lafın bir kez olsun arkasında dik durun, sonra hakemlere laf edersiniz... Camiamızı kurda kuşa yem ettiniz, YETER ARTIK. Onurunuz varsa İSTİFA EDİN"!

26 Şubat 2010 Cuma

Başkan-Daum el ele hep beraber tribüne...


'Evinizdeki stadyum Digiturk' diye bir reklam var. Stadyum evinizdeyse tribünde evinizin salonu olabilir gibime geliyor. Bu durumda çok sevdiğimiz, her konunun uzmanı sayın başkanımız Aziz Yıldırım bey ile onun kurt zekaya sahip dahi hocası C.Daum Kandilli sırtlarında digiturk olan bir home stadium yerleşkesine gidebilirler. İstifa etmesinler. İstifa istemiyorum. Zira camiamızda bu ikilinin istifası "3 güne kalmaz geri dönerler" anlamına gelir. Ben sadece sezonun kalanını boğaz sırtlarında geçirmelerini temenni ediyorum. Ve bağırmak istiyorum:

"Aziz - Daum el ele, hep beraber tribüne"...

23 Şubat 2010 Salı

Bizim için aziz olan sadece FENERBAHÇEDİR


Fenerbahçe büyüklüğü stad büyüklüğü, tesis güzelliği, yıldız hayalleri değildir. Fenerbahçe büyüklüğü sahada gösterilen mücadele, onurlu futbol ve her yerde dik duruş, direniştir. Tüm bunları on yıl içinde yok eden ve betonarme bir büyüklük inşa edenler ile onları destekleyenler ne yazık ki Fenerbahçemizi yok ediyorlar.

22 Şubat 2010 Pazartesi

8li Türkiye Kupası Finalini piç etmek


Başlık için kimse "küfür" barındırıyor demesin... Bu kelime TDK sözlüğünde böyle kullanılır ;)

Avrupa basketbolu hafta sonunu kupa finalleriyle geçirdi. İspanya'da, Bilbao'da 15000 seyirci önünde oynanan finalde Real Madrid'i 80-61 yenen Barcelona kupayı kazandı. Maç ulusal yayın yapan şifresiz bir kanal, şifreli bir kanal ve İspanya dışında yedi kanalda yayınlandı. İtalya Kupasını Avellino şehrinde 7000 den fazla seyirci önünde C.S.Bologna'yı 83-75 yenen Siena kazandı. Maçı şifresiz yayın yapan bir ulusal kanal, şifreli yayın yapan bir kanal ve İtalya dışında 4 kanal canlı yayınladı. Polonya kupasını Varşova'da 7000 seyirci önünde oynanan maçta Turow'u 80-75 yenen AZS Koszalin kazandı. Maç Polonya'da ulusal yayın yapan bir kanalda ve uyduda şifresiz yayınlandı. Yunanistan Kupası'nda mutlu sona final maçında Panathinaikos'u 68-64 yenen Olympiakos ulaştı. Maçı iğne atsan yere düşmez bir kalabalık önünde oynadılar. Ulusal şifresiz bir, digital şifreli bir ve Yunanistan dışında 5 ülke tv si canlı yayınladı. Türkiye Kupası finalini 2500 kişilik bir salona girebilenler ve DSpor kanalı üzerinden taş çatlasa 100.000 kişi seyretti. İşte basketbol böyle sevdirilir. Salonu küçük tutacaksın, yayını en az kişinin izleyebileceği kanala vereceksin. Millet merak edecek "ne oluyor acaba lan orada?!?!" diyerek salonlara koşacak. Bu, ülkemizde basketbolu sevdiricez o yüzden 8li finalleri gezdiriyoruz yalanlarının taaa.... Piç ediyorsunuz o kadar. En başarılı olduğunuz konu bu zaten. Kupayı Fenerbahçe kazanmasa basında da nah yer bulurdu final günü sonuçları... İtalyan, Yunan, İspanyol ve hatta Polonyalı bilmiyor ama TBF biliyor her haltı. Yakışır.

Türkiye Kupasını kazanan takımımızı ve tüm emeği geçenleri kutluyoruz. Ancak on günde alınan sonuçlar değil kaybedilen 2008-2009-2010 yıllarının hedefleri önemlidir. Sonuç olarak Tanjeviç mutlaka gönderilmelidir.

43 sene sonra gelen kupa :) Bunu bazı ileri zekalılar böyle söyledi diye herkes kabul etmiş... 43 yıl sonra gelen kupa diye yazan yazana. Türkiye Kupası aralıksız 43 senedir yapılır ve sen 42 sene alamazsın başkaları kazanır, o zaman "43 sene sonra gelen kupa" denir. Şimdi 1928 senesinde yapılan Gazi Büstü kupası 2028 de yapılsa ve bir takım kazansa "100 sene sonra nihayet kazandı" mı yazılacak?!?! Fenerbahçe kazandı ya, bunu bile "43" sayısıyla bir şekilde küçümseme çabasıdır bu. Zaten 20 yıl oynanmamış bu kupa. Evet Fenerbahçe çok uzun süre alamamıştır bu kupayı. Ancak ilk kazandığı kupadan sonra düzenlenen 23. kupayı kazanmıştır.

21 Şubat 2010 Pazar

Doping yoksa Efes yok


Efes'in torbacısı, basına yansımayan bir operasyonda tutuklandı galiba. Belki de padişah 1.Recep'in akraba olarak saymadığı yeğenidir o torbacı. Burası Türkiye, komplo teorisi kurmazsan olmaz. Hoş bu teori cuk diye oturdu. Yeğen yok ortada, Efes'in idrarı+kanı temiz. Maçların galibi Fenerbahçe. Benzetme yapıyoruz tabi, uyuşturucu satan, temin eden, kullanan herkes mutlaka hesap vermelidir. Bunu yapan ülkenin büyük sermaye kalesi Efes de olsa, başbakanın akrabası da olsa durum değişmemelidir. Sonuç olarak Fenerbahçe bir haftada iki kez Ergin'i germiştir. Doping Pilsen Spor Kulübü'nün başı salonlarda ezilmiştir. Bir umutla hala koltuğunda olan cesur bir savcının "Organize Doping" konusunda girişimlerini beklemek ise bu fakirin ekmeğidir.

Yazımızı şöyle bitirelim:

"Söyle Efes söyle, söyle ne oldu?...!"...!!!

14 Şubat 2010 Pazar

Dopingine sokim, sana birşey olmasın...


Galiba bu sefer İsrail dönüşü getiremediler kimyasalı. Ya da "Tanjeviç var lan, ilaca gerek yok!" dediler. Sonuçta 19 sayı koyduk. Sağlam koyduk. Yüzlerce polis, yüzlerce özel güvenlik vardı. Saha içi sandalyelerin 75% si kalkmıştı. Korkudan maç pazar 17:00 ye alınmıştı. Ama kaçamadılar. Doping ve tehdit ustası, sportif ahlak düşmanı Efes kaçamadı. Fenerbahçe çok pis koydu.

Not 1:Ömer Onan kardeşimize alkışlarımızı yolluyoruz. Helal olsun.
Not 2: Geçen sene final serisi oynanırken Efes'e imzayı atan, iş patlayınca saha içi olaylarla seyirciyi kandırmaya çalışan, aynı senaryoyu bugün tekrar sergileyen Mirsad Türkcan'a yazıklar olsun. Biz yemiyoruz Mirsad, belki çoğunluk yer. Artık bu kulüpte senin gibi satıcıların yerin olmamalı...

8 Şubat 2010 Pazartesi

22 TL ! Geç ama olsun...


Sezon başından beri isyan ediyoruz. Kriz var, insanlar darda. Yaşam koşulları çok zor. Halktan kopuksunuz, insanların durumunun ve Fenerbahçe özlemlerinin farkında değilsiniz diye... Nihayet 22 TL olarak biletleri sabitleme kararı almış sayın yönetim kurulumuz. Bozuk saat misali... Arada doğruyu gösterdikleri oluyor! Zararın neresinden dönsek kârdır. Umarız.
Lig ve Kupa için kale arkası bilet fiyatları 22 TL

Önce sen hesap ver sayın Aziz Yıldırım... Sonra hesap sorarız hakemlerden...

Şu hakem kararları için farklı bakalım olaya. Bakalım Aziz Yıldırım ne demiş? 5.12.2009/Aziz Yıldırım: "lig bu hakemlerle yürümez. hakem hataları yüzünden hakkımız yeniliyor. Artık camiamızın haklarını savunamayacak duruma geldim. Bu yüzden Kulüpler Birliği Vakfı Başkanlığı'ndan istifa ediyorum. Bu lig bu hakemlerle gidecekmiş.Hayır. Biz bu hakemlerle devam etmeyeceğiz. Federasyonun kurumları, kulüplerin önünde hiç duramazlar, hele ki Fenerbahçe'nin karşısında hiç duramazlar. Biz yeniledebiliriz ama golden önce faul var. Penaltımız verilmiyor. Herkesi buradan aklını başına almaya çağırıyorum. Bundan sonra Kulüpler Birliği Vakfı yok, Fenerbahçe var. ".
Evet, sayın başkan takımımızın haklarını savunamadığını ve kurda kuşa yem olduğumuzu söylemiş. İsyan etmiş, asmış, kesmiş, esmiş, gürlemiş, basmış istifayı. Onun her dediğini ağzı açık kabul eden tebaası "ohh be demiş, artık esip gürlüyeceğiz"... Aziz beyi iyi tanıyanlar ise "3 güne geri döner, federasyondan ve mhk dan hesap falan soramaz, ancak gündemi saptırır" demişler. Helal olsun Aziz başkan, halletin hakem işini, savundun kulübün hakkını hukukunu ve döndün kulüpler birliği başkanlığına. Ya, zaten kulübün hakkını savunamıyorsun bari istifa ettiğin yere bir kez olsun geri dönme de "hakeme, federasyona" laf edecek hakkımız olsun. Fenerbahçelilerin Koray Gencerler ve Tolga Özkalfa'yı eleştirme hakkı yoktur. Tüm hakemler bilir "Aziz bey 2 gün eser gürler, koltuk tatlıdır, Fenerin hakkını yesek bile o hiç bir koltuğu bırakmaz, sonuçta Fenere GOL olur"...Oysa bir Fenerbahçe başkanının tek amacı vardır "Fenerbahçeye GOL olmasın"... Aziz Yıldırım düzeni budur. Bu düzen döner dolaşır Feneri yakar. Önce kendi gözümüzdeki çapağı çıkaralım sonra bize mızrak atmaya çalışanlara bakarız. Efes Pilsen ve doping : Fenerbahçe 2 gün esti, gürledi, dünya yıkılıyor şimdi gıkı çıkmayan sadece Fenerbahçe. Galatasaray Cafe Crown: *Fenerbahçe 3 gün esti gürledi, Galatasaray'ın cezası 5 maçtan 2 ye düştü, bir tek Fenerbahçe gıkını çıkarmadı*... Futbolda 16.hafta herkes devre arasında gelecek transferleri bekler, Roberto Carlos, Abdülkadir, Kazım gider... Gökhan Ünal gelir, unutulmuş Uğur Boral kurtarıcı olur, o da nazara gelir sezonu kapatır. 3 cephede sadece rakiplerle değil, futboldan zerre anlamayan bir yönetim kurulu ve kısıtlı kadro ile devam ediyoruz. Allah yardımcımız olsun...