Football is for you & me, not for fucking industry

30 Eylül 2009 Çarşamba

Halk Fenerbahçesini omuzlarında taşıdığı için Sarı-Lacivert sevda en büyüktür


Twente Maçı Migros Tribünü


Geçen sezonun kendi sahamızda son maçımız, 24.05.2009 2008-09 sezonu 33. Hafta maçı (Fenerbahçe 4 Konyaspor 2)
Kale arkası tribünler bilet fiyatı 44 TL.

Bu sezon kendi sahamızda oynayacağımız Gençlerbirliği (8. Hafta) karşılaşması öncesi yönetim kurulumuz sezon başında %25 zamla 55 TL olarak belirlediği kale arkası tribünler bilet fiyatlarını %20 indirime giderek 44 TL ye düşürdü.

Geçtiğimiz yıl 33 TL den 44 TL ye çıktığı günden itibaren tepkisini koyan, 55 Lira olduğu günden sonra eylemler yapmaya başlayan, tekrar 44 Lira olduğu için protestosundan ve eyleminden vazgeçmeyen bizlerin dışında kalanlar; 'başta sanal tribüncüler olmak üzere' birçok web sitesi ve taraftar oluşumu teşekkür ve alkışlama yarışına girdiler. 33-44-55-44 ün farkında olmayan, 44-55 olduğu için sadece 1 intro ve bildiri ile ses çıkaran ve sonra karanlıkta kaybolanlar yeniden 44 olunca alkışlamaktan, teşekkür etmekten bitap düştüler.

44 Lira iken geçen sezon düşmeye başlayan seyirci ortalaması Galatasaray maçları dışında düşmeye devam edecektir. 55 Lira iken neredeyse %30 azalan seyirci sayısı, tekrar 44 Lira olunca yükselmeyecek.

Kısa bir dönemi inceleyelim.

1- ...Sadece 2009 yılının ilk 5 ayı göz önüne alındığında 2009 yılı şu ana kadarki enflasyon oranı TÜFE'de yüzde 1.71, ÜFE'de yüzde 2.3 oranında artış kaydetti. Bunun mevcut verilerle yıllık enflasyona uyarlanması sonucu ise tüketicinin karşısına en gerçekçi enflasyon rakamları çıkıyor: Mayıs 2009 itibarıyle tüketici fiyatlarında yıllık enflasyon yüzde 9.49, üretici fiyatlarında ise yüzde 8.96.

2- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Haziran ayında tüketici fiyatları endeksinin (TÜFE) yüzde 0,11, üretici fiyatları endeksinin (ÜFE) ise yüzde 0,94 yükseldiğini açıkladı. Yılın ilk yarısında, TÜFE yüzde 1,83, ÜFE yüzde 3,27 oranında artış gösterdi. Haziran ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalara göre yıllık enflasyon ise tüketici fiyatlarında yüzde 9,08, üretici fiyatlarında yüzde 7,34 düzeyinde gerçekleşti.

3- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Temmuz ayında tüketici fiyatları endeksinin (TÜFE) yüzde 0,25 artarken, üretici fiyatları endeksinin (ÜFE) yüzde 0.71 gerilediğini açıkladı. TÜİK’e göre, Temmuz ayı itibariyle yıllık enflasyon TÜFE’de yüzde 5,39 artarken, ÜFE’de yüzde 3,75 geriledi.Yılın yedi ayında TÜFE yüzde 2,08, ÜFE yüzde 2,54 oranında artış gösterdi.Temmuz ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalara göre yıllık enflasyon ise tüketici fiyatlarında yüzde 8,52 üretici fiyatlarında yüzde 5,47 düzeyinde gerçekleşti.

4- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ağustos ayında tüketici fiyatları endeksinin (TÜFE) yüzde 0,30 gerilerken, üretici fiyatları endeksinin (ÜFE) ise yüzde 0,42 arttığını açıkladı.
TÜİK'in 2003 baz yıllı verilerine göre, Ağustos ayı itibarıyla yıllık enflasyon ise TÜFE'de yüzde 5,33 artarken, ÜFE'de yüzde 1,04 geriledi.Yılın sekiz ayında TÜFE yüzde 1,78, ÜFE yüzde 2,97 oranında artış gösterdi.
Ağustos ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalara göre yıllık enflasyon ise tüketici fiyatlarında yüzde 7,99 üretici fiyatlarında yüzde 4,19 düzeyinde gerçekleşti.

5- Temmuz 2009, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), suya yüzde 8 buçuk zam yaptı. Zam sonrasında 10 metreküpe kadar kullanımda suyun metreküp fiyatı 2,31 lira, 10 metreküple 20 metreküp arası kullanımda 3,47 lira, 20 metreküp ve sonrası kullanımda ise 4,62 lira oldu.

6- Eylül 2009, EPDK haftalık kurul toplantısında, TETAŞ'ın elektrik dağıtım şirketlerine sattığı elektrik satış fiyatının 1 Ekim 2009 tarihinden geçerli olmak üzere yüzde 21.08 oranında artırılmasına dönük başvuruya onay verdi. TETAŞ'ın talebini geldiği gibi onaylayan kurul, dağıtım şirketlerine satış fiyatlarındaki artışı bildirdi.

7- İstanbul'da toplu taşıma ücretleri zamlandı. Zamlı tarife bu sabahtan itibaren uygulanmaya başlandı (1 Haziran 2009).Yeni tarifeyle, tam akbil 1.5 TL'ye çıktı. İndirimli akbil 85 kuruş, elektronik bilet Beşi bir yerde 7.50 TL, aylık tam akbil 110 TL, aylık indirimli akbil ise 55 TL oldu. Akbille yapılacak aktarmalar da tam 75 kuruş, indirimli 21 kuruş olarak ayarlandı. Raylı sistemler, İDO Şehir Hatları Vapurları ve özel deniz motorlarının 1.40 TL olan jeton ücreti 1.50 TL olarak belirlendi.

8- Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayınlanan bir kararnameye göre benzin, motorin ve fuel oil'de maktu özel tüketim vergisi (ÖTV) tutarları yükseltildi. Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayınlanan bir kararnameye göre benzin, motorin ve fuel oil'de maktu özel tüketim vergisi (ÖTV) tutarları yükseltildi. Yayınlanan kararnameye göre, maktu ÖTV tutarları 95 oktan benzinde 1,4500 TL ve 1,4915 TL'den 1,6500 TL ve 1,6915 TL'ye, 98 oktan benzinde 1,6135 TL'den 1,8135 TL'ye, motorinde ise 0,9354 TL'den 1,0845 TL'ye çıktı.

9- YÖK, üniversite öğrencileri arasında “harç” olarak adlandırılan katkı paylarının, 2009-2010 akademik yılı için yüzde 8 artırılmasını kararlaştırdı.

10- Digiturk platformunda LigTv yi izlemek geçen yıla oranla %25 zamlandı.

11- UEFA Avrupa Ligi’ni izlemek için D Smart platformu kurmak ve yıllık ücret 400 TL ve üstü.

12- 2 yıllık süreyi kapsayan protokole göre, toplu sözleşmelerin birinci yılın ilk altı ayında işçi ücretlerine yüzde 3, ikinci altı ayında yüzde 5,5 zam yapılacağını bildirdi. Yazıcı, ayrıca ücreti bin 100 TL'nin altında kalanlara bu miktarı aşmamak kaydıyla 60 TL ilave zam yapılacağını belirtti.

13- İşçi ve Bağ-Kur emekli aylıklarına 6 aylık enflasyon doğrultusunda bu ay yüzde 1,83 zam yapılacak. Zamla birlikte en düşük işçi emeklisi aylığı yaklaşık 11 TL artışla 632 TL, en düşük Bağ-Kur emekli aylığı yaklaşık 5 TL artışla 310 TL olacak. Yılın ilk yarısındaki enflasyon oranının açıklanmasıyla işçi ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarına bu ay yapılacak zam oranı da belli oldu. Buna göre, işçi ve Bağ-Kur emekli aylıklarına, yılın ilk yarısında ortaya çıkan yüzde 1,83′lük enflasyon oranında zam yapılacak. Artışla birlikte en düşük işçi emeklisi aylığı 11,36 TL artışla 621,24 TL’den 632,60 TL’ye yükselecek. Bağ-Kur emeklilerinde ise en düşük aylık 5,57 TL’lik artışla 304,79 TL’den 310,36 TL’ye çıkacak.

14- Türkiye İstatistik Kurumu açıkladı (Temmuz 2009) : Buna göre 2008 şubat ayında yüzde 11.6 olan işsizlik oranı bu yılın aynı ayında yüzde 16.1'e yükseldi. Bu oran aynı zamanda şimdiye kadar açıklanan en yüksek oran olarak tarihe geçti. İşsizlik oranı Ocak ayında ise yüzde 15.5 seviyesindeydi. Aynı dönemde işsiz sayısı da 1 milyon 125 bin kişi artışla 3 milyon 802 bin kişiye yükseldi. Genç nüfusta işsizlik oranı ise yüzde 21.5’den yüzde 28.6’ya tırmandı.

15- Fenerbahçe Stadı kale arkası biletlerine %25 zam (Temmuz 2009)

16- Fenerbahçe Stadı kale arkası biletlerine %20 indirim (Ekim 2009)

17- TFF kulüplerin bilet gelirleri üzerinden tahsil edilen 5 farklı kaleme ilişkin kesintilerin 2009-10 sezonunda alınmayacağını ve yaklaşık 8 milyon TL tutan bu miktarın federasyon bütçesinden karşılanacağını bildirdi. Oysa Fenerbahçe SK 44 TL den 55 TL ye çıkan fiyatı savunurken o 5 kaleme yapılan kesintiler dolayısıyla sadece 6 TL fazla kâr elde edilebildiğini savunmuştu.

18- Bu ülkede işsiz sayısı arttı. Su , elektrik , ulaşım fiyatları arttı. Eğitim ücretleri, sağlık ücretleri, ilaç ücretleri arttı. Bir tek maaşlar artmadı. Maçı evde izleme bedeli ikiye katlandı, stada gitmek ise bilet fiyatına zam+ulaşıma zam+yiyecek içeceğe zam ile katlandı. Sadece ama sadece biletlerden yapılan kesintiler azaldı. Ve Fenerbahçe SK %25 zam yaptığı kale arkası biletini %20 indirim yaparak 44 TL ye çekti.

Sizler böyle devam edin. Hep birlikte alkışlayın. Karşı çıkan hain ilan edin. 44 Lira için sonsuz teşekkürlerinizi bizzat giderek ellerini öperek belirtin.

Biz devam ediyoruz. Bu ülke şartlarına göre 55 lira ve 44 Lira arasında bir fark yoktur. Kale arkası bilet fiyatları daha aşağıya çekilmeli, öğrenci ve kadın bileti uygulamaları extra indirimli olarak sunulmalıdır. Kale arkası tribünleri halka kapılarını açmalıdır.

Fenerbahçe halkın takımıdır. Fenerbahçe halktır.
Fenerbahçe spor kulübü, Türk halkının bu zor zamanında onunla kucaklaşmak zorundadır. Bilet fiyatlarını indirin, kale arkası tribünlerini halka açın.

28 Eylül 2009 Pazartesi

Ölümü gösterip sıtmaya; 55'i gösterip 44 liraya razı etmeyin! İnat etmeyin!



Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu, yaptığı açıklama ile “7 galibiyetlik serinin şampiyonlukla neticelenmesi” için, 55 Lira olan kale arkası biletlerini, “DERBİ ve UEFA maçları hariç” 44 Lira’ya indirdiğini duyurdu.


Yaşanan sevindirici gelişme bir “başlangıç adımı” olarak mutluluk verici olmakla beraber, tribündeki boşlukları gidermek için, kesinlikle yeterli değildir.

Söz konusu “indirimli” fiyatların 2008-2009 sezonunda geçerli olduğu ve kale arkası tribünlerin hali hatırlanacak olursa, bu gerçek daha iyi anlaşılır.

55Lira.Com “Aşırı Pahalı Bilet Fiyatlarına Karşı Başkaldırının Simgesi” olmuştur. Bilet fiyatları halkın gelir düzeyine göre ayarlanana kadar bu simge altında devam edecek olan mücadelede, talebimiz ilk günden bu yana aynıdır.

“Ülkemizde kale arkası tribünlerini dar gelirli ve öğrenci vatandaşlarımızın doldurduğu” gerçeğinden hareketle;

Talep ediyoruz.

1. Kale arkası tribün bileti fiyatları mutlaka daha aşağı çekilmelidir. Kombine kart alan taraftarları mali anlamda mağdur etmeden yapılabilecek bir basit hesap mantığıyla; daha ucuz bilet fiyatlarında tribünü dolduracak taraftar, pahalı biletle maça gelebilen az sayıda insandan daha fazla kar getirecektir.

2. Migros tribünün belli bloklarında, örneğin alt katta, “Öğrenci Bileti” uygulamasına geçilmelidir. Bu aşamada stadyum yapısından kaynaklanabilecek fiziksel imkansızlıkların aşılabildiği, geçtiğimiz sezonlarda Maraton Tribününde yapılan bir takım uygulamalarda görülmüştür.

Tekrar ediyoruz.

Türkiye’nin aynası olan Fenerbahçe, ülke gerçeklerinin farkına varmalıdır.

Taraftarın, bilhassa Türkiye nüfüsunda çoğunluğu oluşturan öğrenci ve dar gelirlilerin, Fenerbahçe’yi tribünden seyretmesinin önünde yükselen maddi engeller kaldırılmalıdır.

Kale arkası tribünleri halka açılmalıdır.



23 Eylül 2009 Çarşamba

55Lira.com


55Lira.com tamamen bağımsız bir internet sitesidir.


Tek derdimiz, tek amacımız Fenerbahçe tribünlerinin halktan koparılmasının önüne geçebilmektir.

Protestomuzun toplumun büyük bir kesimine ulaşabilmesi, ve hatta Fenerbahçe yönetiminin sesimizi duyabilmesi için vereceğiniz desteğin önemi çok büyük olacaktır.

MSN, Facebook, Twitter gibi sosyal ağlar üzerindeki arkadaşlarınıza sitemizden bahsederek; blogunuzda sitemizi duyurarak, üye olduğunuz topluluk forumlarında sitemize yer vererek bize destek olabilirsiniz.

Blogunuzda ya da sitenizde yazmış olduğunuz yazıları lütfen bizimle paylaşınız. Destek veren siteler, bu sayfa altında listelenecektir.

55Lira.com için banner görselleri tasarlayarak bize yardımcı olabilirsiniz. Tasarladığınız görsellerinizi lütfen bizimle paylaşın.


Farklı destek yöntemleri için lütfen iletişim sayfamızı kullanın.


Biz Fenerbahçeliyiz! Bizden çok adam çıkar!

11 Eylül 2009 Cuma

Pollyanna, Fenerbahçeden uzak dur! -2-

Bölüm 2:
Ne yazmış NTV Tarih dergisinde Dr. Sertaç Kayserilioğlu?
“O günlerde bu paranın bir lirasına bile ihtiyacı olan Fenerbahçe Kulübü’nün bu davranışı kendisine çok yakışmıştı. Tabii bu Galatasaray sayesindeydi.”

Resim 2 NTV Tarih Sayı 7, Ağustos 2009

Ne bu uyduruk hikâyenin amacı? Araştırma yapmadan bir yerden copy paste yapıp yazı yazmış birisi, diğeri ise aynen yayınlamış… Neye hizmet ediyor bu yazı? Bu yalanı okuyanlar, gözleri dolacak ve ertesi sabahtan itibaren Fenerbahçe-Galatasaray rekabeti yüksek gerilim seviyesinden 9 volt pil seviyesine mi inecek? Ediz Hun-Belgin Doruk filmleri ve uyduruk, yapmacık konuşmalar ile büyüyen bir nesil o filmlerden sonra birbirine saygı mı duydu? Küfür bitti mi? Toplumumuzun günlük hayatı mı değişti? Masallarla ancak çocukların hayalleri değişir ama en fazla bir sene… Fenerbahçe – Galatasaray ezeli rekabeti Pollyanna böyle istedi diye acıklı, göz yaşartıcı palavra tarih hikâyeleri ile değişmez. Bu rekabete ve dostluğa hizmet edecekseniz yalanları değil gerçekleri yazın. Görün zor günde dayanışmanın kralı nasıl olurmuş? Tarihi çarpıtmak bu rekabete hakarettir. Bu yalan yağcılık Fenerbahçe ve Galatasaray’a hiçbir şey kazandırmaz. Biraz araştırsanız gerçeklere ulaşır ve rekabetin alkışa değer gerçek dayanışma örneklerine ulaşırsınız. Hadi siz araştırmadınız biz araştırdıklarımızı yazalım o zaman.

1/ Selanik Karmasının Türkiye’ye geleceği ve Fenerbahçe, Galatasaray, Pera takımları ile karma maçlar dahil olmak üzere çok sayıda maç yapacağı Fenerbahçe Kulübü’nün yanmasından üç ay önce bellidir. Hatta takım Nisan-Mayıs aylarında beklenir. Ancak bazı sorunlar dolayısıyla ancak Haziran ayında gelir. (Bknz: Resim 3, 4 ve 5 –mavi bölge-)

2/ Tüm maçların kadroları maçtan bir gün önce ve maç sabahı çıkan günlük gazetelerde yazılıdır. Hatta haftalık spor dergisi Türk Spor ilk maçtan 3-4 gün önce yaklaşık kadroları yazar. Yani kadro çıkartamayan Fenerbahçeliler soyunma odasında üzgün beklerken odanın kapısı açılıp Aslan Nihat (GS) ve 5 arkadaşının gelip “Bu kara gününüzde sizi yalnız bırakamazdık, bizi kabul ederseniz Fenerbahçe forması ile oynamaya hazırız” dedikleri palavrası hem Galatasaray tarihine hem de Fenerbahçe tarihine hakarettir. (Bknz: Resim 6 ve 7)

3/ Selanik Karması ile oynanan ilk maç Fenerbahçe Stadı’nda yapılmış ve 2-1 bitmiştir. O maçın skoru NTV Tarih dergisinde yayınlandığı gibi 4-0 değil 2-1’dir ve hâsılatı Selanik takımının masrafları çıktıktan sonra Fenerbahçe-Galatasaray arasında paylaşılmıştır. 4-0 biten ve hâsılatı bağışlanan maç daha sonra Taksim Stadı’nda oynanmıştır. (Bknz: Resim 5 ve 8)

4/ Selanik Karması (muhtelidi) İstanbul’da iki kez Fenerbahçe-Galatasaray karması ile oynamış. Birer kez ise Pera ve Fenerbahçe takımları ile karşılaşmıştır. Ayrıca İzmir’de maçlar yapmıştır. (Bknz. Resim 9)

5/ Galatasaray – Fenerbahçe karması ile Selanik Karması arasında oynanan 2.maç Taksim stadındadır. Ve maç 1-0 biter. Maçı 9000 seyirci izler ve 6,800 Lira hâsılat elde edilir. Selanik takımına 100 Lira verilir. Stad kirası, masraflar, yasal kesintiler çıktıktan sonra kalan Galatasaray-Fenerbahçe arasında paylaşılır. Ancak bu maç için karma maçtan çok Fenerbahçeden 2-3 takviyeli Galatasaray demek daha uygun düşebilir. (Bknz:Resim 10 ve 11)

6/ Selanik Muhtelidi’nin İzmir’e hareket etmesinden önce “İstanbul Halkevi İçtimai Yardım Şubesi’nin İstanbul Fakirlerine tevzi” amaçlı son bir maç yapması Heyeti terbiye tarafından ayarlanır. Maç Selanik Muhtelidi’nin İzmir dönüşünde Taksim Stadı’nda yapılacaktır. Yani Fenerbahçe elbette tek kuruş kazanmayacağı bir maça çıkarak büyük bir özveride bulunmuştur. Ancak sanki hâsılat kendisine kalmış ve sonra Kızılay’a vermiş gibi bir durumda yoktur. Zira maç bu yüzden Taksim Stadı’nda oynanmıştır. Ve Selanik Karması ile oynanan en az seyircili ve en düşük hâsılatlı maç budur. Çünkü Selanik takımının aslında 2.küme takımı olduğu ve Yunan Hükümetinden izinsiz geldiği, Selanik’i temsil etmediği ortaya çıkmıştır. Yardım amaçlı olduğu ve elden biletler satıldığı için maç iptal edilmemiş ve Yunanlılar o gece memleketlerine döneceklerinden 30 ar dakikalık iki devre oynanan bu maçı Fenerbahçe 4-0 kazanmıştır. Selanikliler Pera takımından 4 takviye alırken Fenerbahçe’de sadece Aslan Nihat (GS) takviye olarak 11 kişilik kadroda yer almıştır. Karma maçlarda sahaya farklı bir forma ile çıkmak yerine iki kez Fenerbahçe bir kez Galatasaray forması ile sahada yer alınmıştır. Bu son maçın 950 lira tutan hâsılatının vergiler çıktıktan sonra kalan kısmından 50 lirası Selanik takımına verilmiş kalan 800 Lira civarındaki para yardım için kullanılmıştır. (Bknz:Resim 5 Kırmızı Bölge, 12 ve 13 , 14 , 15)

Gerçek olmayan, uydurulmuş hikâyeleri, süslenmiş kahramanlıkları, dramatik anlatımları tarihin içine serpiştirmek Pollyannacılıktır. Tarih değildir. Gerçek değildir. Fenerbahçe – Galatasaray dostluğuna ilişkin o dönemden bir örnek vermek isterseniz yalan hikâyeler uydurmak yerine gerçeklere bakmanız yeterli olur. Ve iyi bir araştırma yapmalısınız. Daha önce uydurulmuş hikayeleri copy paste yapmakla aslında kendi güvenilirliğinize zarar verirsiniz. Fenerbahçe - Galatasaray dayanışması ve rekabeti hep olmuştur olacaktır. Bu konuyu merak ederseniz bizi okumaya devam ediniz lütfen.
Bölüm 2 Resimleri: Tıklayın--> 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15

8 Eylül 2009 Salı

Raporlar tam, gömün çocuğu!


http://www.fasulyeden.com/ dan alınmıştır.


Fenerbahçe Futbol Okulu öğrencilerinden Ali Duran Örnek antreman sırasında göğsüyle kontrol ettiği bir topun ardından yere yığıldı. Hastaneye yetiştirilmeye çalışılan minik kardeşimiz ne yazık ki kurtarılamadı ve bu küçük yaşında Fenerbahçe formasını kendisine kefen yaptı. Minik kardeşimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine de –her ne kadar yetersiz de olsa- başsağlığı dileriz. Bu büyük acının yanında lafı edilir mi bilmiyorum, ancak kulüp yönetiminin yaptığı açıklama da başka bir üzüntü nedeni olarak fenerbahce.org sayfasının tarihe düştüğü notlardan birisi olarak yerini aldı.
Resmi siteden duyrulan haberde Fenerbahçe yönetimi –bizim de yaptığımız gibi- futbolcuya rahmet, ailesine de başsağlığı diledi dilemesine ama hemen ardından eklediği “Fenerbahçe Spor Kulübü’nde, Futbol Spor Okullarında Futbol eğitimi gören tüm öğrencilerimiz gibi Ali Duran Örnek’in de doktor raporu, ailesinin futbol eğitimini kulübümüzde sürdürmesine muvafakat eden belgeleri başvuru dosyasında mevcuttur.” cümlesi kafalarımızda sağlam bir “Nasıl ya?” şaşkınlığı bırakmış oldu.
...yazının devamı ve yorumlar için tıklayınız...
Bu konuda başka bloglarda çıkan yazılar.

4 Eylül 2009 Cuma

Pollyanna, Fenerbahçeden uzak dur! -1-

Bölüm 1:
Bir dergi, NTV Tarih ! İsminde NTV var, yani iyi bir marka. O dergide bir yazar; Dr. Sertaç Kayserilioğlu. Fenerbahçe SK Müze Kurulu Başkanı, yani iyi bir referans. Bu durumda okuyucu ne yapar? Yazıyı okur ve kabullenir, doğrudur!
Ancak NTV Tarih Dergisi ve Dr. Sertaç Kayserilioğlu bizim için öyle çok önemli değil. Bizim için öncelik Fenerbahçemiz ve onun doğru aktarılan tarihi. Bunun dışında dergide kim ne yazmış alakadar olmayız. Ama Fenerbahçe Müze Kurulu Başkanı sıfatı taşıyan birisi hiçbir araştırmaya ve gerçeğe dayanmayan Pollyanna benzeri bir komik hikâye yazarsa ve bunu tarihsel gerçekmiş gibi derler, bir tarih dergisi de bunu kabul edip yayınlarsa susmak biraz bizim Fenerbahçeliliğimize ters düşer.
Sayın Kayserilioğlu, müze kurulu başkanısınız, yani Fenerbahçe tarihinin resmi kurumunun başkanısınız. Bırakınız bir yazıyı, bir konuşmanızda dahi “gerçekliği konusunda ufacık şüphe olan” bir durumdan bahsedemezsiniz. Zira siz bir kurumu temsil etmektesiniz. Hele söz konusu olan Fenerbahçe-Beşiktaş-Galatasaray dostluğu ve rekabeti olunca iki kez düşünmek durumundasınız. Pollyanna bir masal kahramanıdır. Tarih ancak gerçeklerle anlatılıp yazıldığında tarihtir. Yoksa masaldır. Bu yazınız NTV Tarih içinde değil bir roman, hikâye, masal kitabında olsaydı biz de okur gülerdik. Ama tarih dergisi demek ciddi bir iddia ve ciddi bir hedef kitle demektir. Bu durumda öncelikle sizden yazınızın bölüm başlıklarına ilişkin “kaynak” belirtmenizi beklerdik. Okuyucuya değilse bile sahip olduğunuz sıfata saygı bunu gerektirir.
Şimdi biz neden Pollyanna dediğimizi, neden masal dediğimizi anlatalım:


NTV Tarih dergisi, sayı 7, sayfalar(44-45), Ağustos 2009:
Resim 1
Resim 1 “İlk Beşiktaş – Fenerbahçe Derbisi”


**Rakip eksik biz de bir kişi çıkaralım**

28 Kasım 1924 Taksim Stadı. Maçın henüz 4.dakikasında bir faul dolayısıyla hakemi ikaz eden Ömer (FB)’e sinirlenen Şahap (BJK) bir tokat atar. Ömer karşılık verince hakem her ikisini oyundan çıkarır ve sahadan atar. 5.dakikada Cafer(FB), 20.dakika Zeki(FB) ve 26.dakika Alâeddin(FB)’in golleriyle ilk yarı 3-0 Fenerbahçe üstünlüğü ile biter. İkinci yarı takımlar sahaya geldiğinde maçın hakemi, Beşiktaşlı Şahap’ın takımıyla sahada olduğunu görür ve dışarı çıkmasını ister. Şahap duruma itiraz eder ve sahadan çıkmaz. Beşiktaş kaptanı Refik Osman hakemin isteği üzerine Şahap’ı saha kenarına götürür. Ancak, Şahap bu sefer kale arkasına geçip sürekli sözlerle maça müdahale etmeye devam eder. Şahap’ın ağlayarak bu durumu devam ettirmesine Refik Osman çok kızar ve üzülerek maçı bırakıp sahadan çıkıp gider.

Beşiktaş 9 Fenerbahçe 10 kişidir sahada. Maçın 74.dakikasında Fenerbahçeli Seyfi ya da Sabih Beşiktaşlı Cavit’in sert müdahalesi ile sakatlanarak oyundan çıkar. Takımlar sahada 9 ar kişidir. 76.dakika Zeki 4.golü atar. Bu maçtan sonra Refik Osman Beşiktaş takımından istifa eder ve Galatasaray’a gider. (Kaynaklarımız: 1-Dr. Rüştü Dağlaroğlu (Fenerbahçe Tarihi), 2- Cumhuriyet Gazetesi, 3- Milliyet Gazetesi 4- Maçı izleyen spor yazarı Salim Hamdi’nin maç yazısı).
Beşiktaş son derece sert oynamış. Oyuncuları sık sık hakemle ve kendi aralarında tartışmalar yaşamış. Beşiktaş kaptanı bu durumdan ve Şahap'ın davranışlarından rahatsız olup sahayı terk etmiş ve bununla kalmayıp Beşiktaş’tan ayrılmıştır. Zeki Rıza Sporel’in “Dokuz kişilik takıma karşı bizim 10 kişi oynamamız olmaz. İzninizle biz de dokuz kişiyle devam edeceğiz” demesi tam bir süsleme sanatı ve Pollyanna ruhudur. Doğru değildir. Ne ertesi günün gazetesinde, ne Dağlaroğlu'nun kitabında ne de Salim Hamdi'nin gazete ve dergide çıkan maç yazısında Dr.Sertaç Kayserilioğlu'nu doğruluyan bir ifade yoktur. Hatta sakatlanarak oyundan çıkan Fenerbahçeli’nin hastanedeki bir resmi gazetede yayınlanır maçtan birkaç gün sonra. Doğruyu yazmak Fenerbahçe-Beşiktaş rekabetine gerçek hizmettir. Masal gibi göz yaşartıcı anlatımlarla süslemek dostluğa değil tarihi çarpıtmaya, insanları kandırmaya yol açar.

İsyan ediyoruz


Çoğunluğu kombine bilet sahibi Fenerbahçe taraftarları olarak;Fenerbahçe Yönetim Kurulu'nun kale arkası tribün biletlerine biçtiği 55 Liralık fiyatı protesto ediyoruz!



Localara ve/veya diğer pahalı tribünlerin kombine fiyatlarına yapılacak küçük bir düzenleme ile, aynı maddi fayda elde edilebilecekken, "yadsınamaz bir Türkiye gerçeği" olan dar gelirli kitlelerin, 55 Liralık biletle Fenerbahçe'den koparılmasını protesto ediyoruz!



Hemen hepsi çok başarılı birer işadamı olan yönetim kurulu üyelerinin bu basit matematik ve ticaret bilgisinden yoksun olmayacaklarını çok iyi bildiğimiz için, "zümre yaratmaktan" başka hiç bir amaca hizmet etmediği belli olan 55 Liralık biletleri protesto ediyoruz!



Kuruluşundan bu yana "Halkın Takımı" olduğu, diğer takımların kurucuları tarafından bile kabul edilen Fenerbahçe'nin halkından uzaklaştırılmasını protesto ediyoruz! İşgal yıllarında top yekün savaş verip, kurtuluşa kavuşan halkın sahadaki gözbebeği olan Fenerbahçe'nin bu fiyatlarla, köklerine sırtını dönmesini protesto ediyoruz!



Haykırıyoruz! Fenerbahçe'nin bir asırı devirmiş mazisindeki en büyük pay sahibinin, tribünleri dolduran ve efsane sporcuları bağrından çıkaran halk kitleleri olduğu unutulmasın.O Fenerbahçe ve sporcular ki, müzede sergilenen kupaları her kaldırdıklarında, yine içerisinden çıktıkları halkın omuzları üzerinde şerefle yükseldiler.Kale arkası biletinin 55 Lira olmasına isyan ediyoruz!



Bilet fiyatları 20 Lira'ya çekilmeli; öğrenci bileti, çocuk bileti gibi uygulamalara bir an evvel başlanmalıdır.Fenerbahçe Spor Kulübü; mazideki halkın, atideki halka bıraktığı bir sevda mirasıdır.


Sevdamızı sömürmeyin.

1 Eylül 2009 Salı

Selanik Muhteliti 2-1 Mağlup Oldu

Son günlerde bir mesele kafama fazlasıyla takıldı. 1932 yılında oynanan bir maç var ve bu maç önce antu.com da Bozkurt Kenan Yılmaz kardeşimizin bir yazısında kendisine yer bulmuş, sonra ise NTV Tarih dergisinin 7.sayısında (Ağustos 2009) Fenerbahçe SK Müze kurulu başkanı Dr.Sertaç Kayserilioğlu’nun yazısında uzunca bu maçtan bahsedilmiş. Bu iki isim de aslen tarihçi değil. Ben de değilim. Bozkurt Kenan Yılmaz düşüncelerine çok saygı duyduğum ve değer verdiğim bir Fenerbahçeli. Harika bir kitabın yazarı. Sayın Kayserilioğlu ise Fenerbahçe SK Müze Kurulu Başkanı. Ancak sadece bu iki değerli isim değil hepimiz hemen hemen aynı kaynakları kullanarak Fenerbahçe tarihine ilişkin yazılar yazıyoruz. 1907-1940 arası en güvenilir kaynağımız Dr.Rüştü Dağlaroğlu’nun “Fenerbahçe Tarihi” kitabıdır. Haddime değil ama bu kitap için güvenilirliği en yüksek kaynak diyebilirim. Tam güvenilir kaynak demiyorum. Güvenilirliği en yüksek kaynak… Dr.Rüştü Dağlaroğlu dönemin önemli bir kısmına şahit olmuş çok iyi bir Fenerbahçelidir. Ancak günümüzde gerek gazetelerin gerek ise resmi kurumların arşivlerine ulaşmak artık mümkün. Fransızca biliyor ve Osmanlıca okuyabiliyorsanız o zaman harika. 1907-1928 arası her kaynak (gazete, dergi, bülten, yazışma, anı ) araştırmanız için emrinizde. Ve bu kaynaklar Dr.Rüştü Dağlaroğlu’nun “Fenerbahçe Tarihi” adlı eserini çoklukla doğrular nitelikteler. Yani kısaca güvenilirliği en yüksek derlenmiş, toplanmış kaynak “Fenerbahçe Tarihi” kitabı. Şimdi “kardeşim ne anlatıyorsun sen? Ne demek istiyorsun?” diyeceksiniz. İşte anlatılmak istenen:
1932 yılında Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Kuşdili’nde bulunan binası yanıp kül olur. Yangından birkaç gün sonra Selanik Karması ile bir maç vardır. İşte kafama takılan bu maç ve bu maça ilişkin aktarılanlar. Sevgili Bozkurt’un yorumu, Dr.Kayserilioğlu’nun yazısı, Dr.Dağlaroğlu’nun anlatımı ve o günün en güvenilir kaynağı Cumhuriyet gazetesi ile Türk spor dergisi. Maçın içindeki bir pozisyonu dört kişi farklı yorumlayabilir. Ama maçın ayarlandığı andan itibaren sahadaki 90 dakika dışındaki resmi durumlar farklı anlatılır veya yorumlanırsa işte kafam o konuya takılır.
1- Selanik Karması Türkiye’ye kimle maç yapmak için gelmişti?
2- Kulübü yandığı için mi Fenerbahçe sahaya Galatasaray destekli bir kadro ile çıkmıştı?
3- Selanik Karması ile kaç maç yapıldı? Hangi stadyumda oynan maçın hasılatı Kızılay’a bırakılmıştı? Yoksa Kızılay'a değil de başka bir kuruma mı bırakıldı hasılat? Neden?
Bu maçın koskorcuk tarih kurulunca yapılan araştırmalara dayanan gerçekleri… Sevgili arkadaşımız Bozkurt Kenan Yılmaz'ın bu konudaki yardımlarına şimdiden teşekkür ederiz.
Yakında…