Football is for you & me, not for fucking industry

19 Ağustos 2010 Perşembe

Savaş çıkmış, hemen ekmek almaya gidiyorum...

Paok - Fenerbahçe eşleşti. O taraftan daha çok bizim rüzgar milliyetçiler savaş çığlıkları atmaya başladı. Rüzgar bir büyüdü sanırsın 50 otobüs Selanik'e çıkartma yapılmaya gidiliyor. Bizim tribünün rüzgarı meşhurdur. Yunan Konsolosluğu'nun vize konusunda biraz zorluk çıkardığını duyan "ulan ibne Yunanistan, gelmemizi engelleyemezsin" palavrası altında sanki vize verilse gidecekmiş gibi sallamaya başladı. Ulan dedim İstanbul'dan zaten iki otobüs dolusu adam gitmez. Yunan vizeyi kapıya her gelene verse bile gitmez... Bu rüzgar, bu savaş çığırtkanlığı neden? 60-70 kişilik bir kafile Selanik yolunda. Rüzgar yapmayan, adam gibi işini kovalayan, vizesini rahat rahat alan. Hepsine kazasız belasız bir deplasman dilemek bize düşen tek şey. Ama forumlara, facebook a bakınca insan fırına koşup ekmek almaktan alamıyor kendisini. Zira savaş çıkmış sanırsın. Maç bu, iki tarafta ateşli taraftar topluluklarına sahip. Meşalede yanar, taş da atılır, hatta atkı bayrak bile gider arada.

Dedeleri, nineleri, anne ve babaları (çocuk dahil 3 kuşak) İstanbul'da doğmamış olanlar kendileri İstanbul'da doğmuş olsalar bile  İstanbul'u terk edecekler, sadece bu şartlara sahip olanlar İstanbul'a gelebilecekler ve İstanbul'da yaşayabilecekler diye bir kanun çıksa ne olur acaba?

17 Ağustos 2010 Salı

Hoşçakal Bekir Başkan

Mücadelen, emeklerin, azmin hep hatırlanacak
ve
düşmanların asla unutulmayacak.

Hoşçakal lacivert delikanlı.
Mekanın cennet olsun.

15 Ağustos 2010 Pazar

Ya Sen Resmi Siteysen Ben Gayriresmî Taraftarım

Bu ne arkadaş? Bu ne şimdi? Transfer yaptınız para mı yetmedi? Koyacak resim mi bulamadınız? Yoksa iyice zıvanadan çıktınız ve bu kurumsal bir gerçek mi? Her şekilde böyle resmi site olmaz olsun!..

Transfer haberine, resmi açıklamaya bak! Tıkla 34,99 TL ye evine gelsin. Ulan birisi bir tıklayacak sizin bu salak zihniyetinize o zaman görecekseniz ebenizinkini...

5 Ağustos 2010 Perşembe

Bizim için aziz olan sadece Fenerbahçe'dir


Kazanır, kaybeder, eler, elenirsin futbol budur. Tarihinde hep kazanan hiç bir takım yoktur. Seni büyük yapan değerler onlarca yılda kazandığın saygı, sevgidir. Bu değerlerini kaybetmeye başladığın gün artık senin geleceğin karanlıktır. Biz bu karanlığı görmeye ve içine girmeye başlayalı bir kaç yıl oluyor. 2006 Denizli'de doruğa çıkan 2010 Mayıs ayında Kadıköy'de doruktaki karanlığı tekerrür eden ve çoğunluğu susan, umursamayan bir camianın hiç susmayan, hep eleştiren, çözümü bilen ama hep "3-5 kişi" diye yok sayılanlarıyız. Trabzon maçı bitiminde Aziz Yıldırım istifa diye bağıramayan o tribünleri bırakmış azınlıktanız. Sevdamızı bırakamayız ama stadı, salonu, deplasmanı bırakabiliriz. Zira artık Fenerbahçe ve Fenerbahçe değerleri raftadır. Bize raflara yakın olmak yakışır. Stad, salon, deplasman Azizbahçedir, Aziz'in bahçesidir. O bahçeye ya yıkmak için ya da bahçedekini kovmak için gireceğimiz güne kadar yerimiz tozlu rafların önüdür. O raflar Fenerbahçe'nin büyüklüğünün son ve gerçek kalesidir. Diğer cepheler düşmüş, diğer kaleler dıştan değil içten yıkılmıştır. Aziz Yıldırım'ın kirli saltanat anlayışı, diktatörlüğü Fenerbahçe'nin saygınlığını ve büyüklüğünü kendi camiasına bile uzun zamandır sorgulatır durumdadır. Kupalar, şampiyonluklar her zaman kazanılır. Ama seni büyük yapan değerler onlarca yılda kazanılırken bir diktatörün hırsına 3-5 yıl içinde kurban edilmeyecek kadar değerlidirler. Fenerbahçeliler ne yazık ki "hep destek tam destek" gibi saçma sapan bir sloganın içi boş anlamında kaybolmuşlardır. Ve Fenerbahçelerine sahip çıktıklarını sanıp mevcut diktatörün sevdamızı tarihe gömme çalışmalarına maddi olarak destek olmuşlardır. Kombine alan, forma alan, maça giden herkes istesin istemesin, bilsin bilmesin sadece Azizbahçeye fayda sağlamaktadırlar. Yeni Fenerbahçe zaten Ülkerdir, Acıbademdir, Arastır, Koçtur, sudur, alarm sistemidir, karttır, hattır... Bu diktatörlük düzeninde Fenerbahçe bir tek bizim sevdiğimiz, uğruna kanlar dökülen, hayatlar verilen Fenerbahçe olamamıştır. Endüstriyelleşmenin kirli çarkında sıradan bir ticari marka olmuştur. Tarihinden, geçmişinden, değerlerinden, kısaca kendisini Fenerbahçe yapan herşeyinden logosu hariç kopmuş, koparılmıştır. Fenerbahçe işgal altındadır. Fenerbahçe bir diktatörün oyuncağıdır. Bundan memnun olan çoğunluk bu sisteme destek vermeye devam edecek ve beş on maç sonra alınacak bir Galatasaray galibiyeti ile herşeyi unutacaktır. Ancak bu diktatör devam ettiği sürece bir gün Galatasaray'ı yenecek Fenerbahçe'de kalmayacaktır. Şimdi dün olduğu gibi bugün yine yeniden "bizim için aziz olan sadece FENERBAHÇE'dir" deme zamanıdır.

Not: Dün akşam maçı tv den bile izlemedim. Skoru bu sabah öğrendim. Bu yazı skor yazısı değildir. Bu yazı günün, günlerin, yılın yılların özetidir.

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Türkiye'nin En Geri Kalmış Spor Kulübü Portalı


Bak sen, demek en gelişmiş spor kulübü portalı bizim resmi siteymiş!..
Geri kalmışını düşünmek bile istemiyorum. Ekrana resimleri suluboya ile çizip, yazıları gazetelerden harf kopartıp yapıştırıyorlardır herhalde geri kalan portallar.
Atletizm şubende senin adına yarışan bir sporcun var. Sen yetiştirmemişsin ama sahip çıkmışsın. Maddi manevi destek vermişsin. Yarışlarda senin adını başarı ile temsil etmiş. Milli formayı giymiş ve Avrupa'nın en iyisi olmuş. Ve sen bu durumu açılış sayfana koyamıyorsun. Ha koymamakla iyi ediyorsun belki... Zira iç sayfanda iki haber var ve ikiside rezillik.

Bunlar ise haber resimleri:
Kupa almış... Biz izlemedik çünkü madalya törenini. Siz izlediniz ve gördünüz madalya yerine kupa verdiler. Evet bir kupa var ama fb.org un aziz çalışanları için ayrılmış, tarafımızca takdim edilecek yakında.

Yazıklar olsun. Bu kızın emeğine saygınız yok biliyoruz. Sizin kendi yaptığınız işe saygınız yok, bunu da biliyoruz. Fenerbahçe camiasına ise yakınlığınız ve saygınız hiç yok onları da biliyoruz. Ama beş saniye ulan '5' saniye ayırında birer tane sadece birer tane yarıştan fotoğraf ve kürsüden fotoğrafını bulun. Onlarca gazete ve ajans size istediğiniz anda resimleri geçer. Ama ne gerek var ki? Siz kurumsal yapının, gelişmiş uzman kişilerisiniz. Balık baştan kokarmış. Fenerbahçe kurumları ise baştan ayağa kokuyor. Resmi site dünyanın en rezil sitesi olma özelliğini sürdürüyor. Yazıklar olsun. Sakın haber yapmayın Nevin Yanıt'ın gelecek olası başarılarına bundan sonra. Emeklediği bebeklik resmini ve ilkokul okuma töreni kurdelasını alırken resimlerini görmek istemiyoruz. Böyle iyisiniz zirvedeyken bırakın. Gelişmiş portalın az gelişmişleri defolun gidin dünyamızdan artık...

1 Ağustos 2010 Pazar

31 Temmuz 2010 Cumartesi

Helal Olsun Sana Nevin, Helal Olsun!

Bunun yazısı olmaz, bunun anlatımı olmaz, bu yaşadıklarımızın tarifi olmaz. Helal olsun sana Nevin Yanıt. Senin yanaklarından, annenin ellerinden öperiz. Kadınlarımız tarih yazıyor.

Kadınlarımız tarihi alınterleriyle, emekleriyle, zaferleriyle yeniden yazıyorlar. Teşekkürler Nevin. Ağladın, ağlattn. Gururumuzsun. Ne desek az. Sağol, varol...