Football is for you & me, not for fucking industry

30 Kasım 2009 Pazartesi

Fenerbahçe Azizbahçe olamaz!


İşte kurumsal Fenerbahçe. Taraftar kimin umurunda ?

Sen kulübüne ne kadar para veriyorsun onu söyle.
Paran mı yok ?!?! O zaman defol.
İşte Azizbahçe bu resimlerdir.

Saha kapanır, seyircisiz bir değil on maç da oynanır. Ama o tribünleri o iki aşağılık slogan ile donatan zihniyetin şarap çanağına tüküreyim. Aziz bey bu ülkede 1932 ve 1983 yıllarında iki kez kendi parasıyla stad yapan ilk ve tek kulüp Fenerbahçedir. Senin döneminde yapılan stad ne ilktir ne de son olacaktır. Bu ülkede çim sahada antreman yapan ilk kulüp Fenerbahçedir. Gecekondularla çevrili Samandıra ne ilktir ne de tektir. Bu kulübün gerçek sahibi HALKTIR, TARAFTARDIR. Senin kartında, hattında değil. Kartını al hattına sok ve git !


Endüstriyel sporun kalesi Azizbahçeye rağmen
İNADINA FENERBAHÇE, İNADINA TARAFTAR !


Aziz Yıldırım sayesinde endüstriyel sporun kalesi olmuş, vahşi kapitalizmin her aşamasının alçakca uygulandığı, gittikçe halktan kopartılan Fenerbahçe maç kazandı diye sevinmeye, yenildi diye üzülmeye vakit yok. Bu işgal ve işgali gerçekleştiren zihniyet Fenerbahçeyi bitiriyor. Fenerbahçe tribünleri Fenerbahçelilere, Fenerbahçe takımları halka yasaklanıyor. Kurumsallık adı altında Fenerbahçe sevdalıları uzaklaştırılıyor. Kalanlar ise bir elin parmakları kadar.
Fenerbahçe Spor Kulübü sim karta, plastik karta ve kongrede atılabilecek bir oya teslim ediliyor. Fenerbahçe sadece 15000 kongre üyesi, yalanlarla arttırılmış 90000 Fenercell hat sahibi ve 170000 kart sahibinindir. Gerisi skorlara sevinmesin, üzülmesin.
Uyanın millet, Fenerbahçemiz yok ediliyor !

25 Kasım 2009 Çarşamba

5149 a ek öneri ! Var mısınız?

SPOR MÜSABAKALARINDA ŞİDDET VE DÜZENSİZLİĞİN
ÖNLENMESİNE DAİR
5149 sayılı kanun kulüpler-kulüp idarecileri ve taraftarların eylemlerine yönelik yaptırımlar içermektedir. Oysa hepimiz çok iyi biliyoruz ki spor basını bu tablonun ayrılmaz bir bütünüdür. 5149 sayılı kanun kapsamının genişletilmesi, cezaların arttırılması ve caydırılıcılığının sağlanması için en büyük feryadı Kaliteli Spor Basını koparmaktadır. Bir taraftar olarak, her sabah ülke gündeminden önce spor sayfasını okuyan bir neslin aklıselim bir üyesi olarak 5149 sayılı kanunun kapsamının genişletilmesinden yanayım. Spor kulüpleri-taraftarlar-emniyet ve spor basınının kanun kapsamında ayrım gözetilmeksizin değerlendirilmesi gerektiğine inancım sonsuz. Kulüpler + taraftarlar nasıl ceza ile dizginlenmek ve huzurlu tribünler oluşturulmak isteniyor ise bu huzura en büyük katkının Kalite Spor Basınımızın bu kanun kapsamına dâhil edilmesi ile sağlanacağı görüşündeyim.
Tiraj arttırmak için asılsız ve kaynaksız haber yaparak taraftarların psikolojilerini bozan, kahvede-okulda-iş yerinde- sokakta taraftarları birbirine düşüren yazılı ve görsel medya haber-yorum ve tartışmalarının da 5149 kapsamına alınmasını istiyorum. Uydurma transfer haberleri, uydurma kulüp haberleri, sporcular hakkındaki uydurma haberler çok rahatlıkla iki farklı takımın taraftarı arasında bir gerilim oluşturabilmektedir.
Kaynağı belirsiz, yazarı belirsiz gazete yazı ve haberleri taraftarların arasını açmaktadır.
Televizyonlarda yapılan maç ve kulüp+seyirci haberleri ile yorum ve tartışma programları kulüp taraftarlarının psikolojik olarak etkilenmesine ve bunun müsabaka esnasında tribüne yansımasına neden olabilmektedir.
1- Gazetelerde transferden idman haberine, soyunma odasında söylendiği iddia edilen kelimelerden yönetim kurulu toplantısından sızdığı söylenen bilgilere kadar gerçek olmayan, yazarı, kaynağı olmayan haberleri yapan-yayınlayan basın kuruluşları hakkında 5149 sayılı kanun taraftarlara uygulanmasını uygun gördüğü cezaların aynısını ve misli olarak uygulamalıdır. Yalan transfer haberi yapan, yayınlayan, dedikoduları-masalları gerçekmiş gibi sütunlarına, haber bültenlerine taşıyan medya sahipleri ve sorumlu çalışanları hakkında il güvenlik kurulu kararı ile hak mahrumiyetleri ve ağır para cezaları verilebilmelidir.
2- Yazılı ve görsel medyada kulüpleri ve taraftarları birbirlerine karşı dolduran haber-yorum-tartışmaların tamamı hak mahrumiyeti ve ağır para cezası ile cezalandırılmalıdır.
3- Gerçek olduğunu ispat edemedikleri her spor haberinin karşılığında * haberi yapan, *haberi onaylayan ve *haberi yayınlayan ile *kurum sahibi ayrım gözetilmeksizin hak mahrumiyeti ve para cezalarına çarptırılmalıdır.
Spor bir bütündür. Bu çarkın tüm dişlileri yaşan güzelliklerde ve olumsuzluklarda pay sahibidir. Türk sporunu ve tribünlerimizi istenmeyen olaylardan, görüntülerden, çekişmelerden, düşmanlıklardan temizlemek istiyorsanız ve samimi iseniz mutlaka spor basınını en altından en üstüne kadar bu kanun kapsamına dâhil etmek ve yaptırımlar uygulamak zorundasınız.
Holiganizm, şiddet, küfür, düşmanlık konusunda sahadaki ve tribündeki kadar spor basını da sorumludur. Kaliteli spor medyamız kendisi temizlenmediği sürece tribünlerin temizlenmesi mümkün değildir.
Birileri gazete ve televizyonlarda şiddeti körükleyerek, yalan ve uyduruk haberler yayınlayarak, TV ekranlarından asıp-kesip-idam ederek tonlarca parayı ceplerine indirirken 1 plastik bardak suyu atanı “terörist” ilan eden, para cezalarına boğan, hak mahrumiyetleri ile cezalandıran sistem adil olmak yönünde mutlaka cesur bir adım atmak ve spor medyasını bu kanuna geniş bir açılımla katmak zorundadır.
Sporda şiddeti körükleyen sporun her yönüne ilişkin yalan haber yapanlar, kişiye ve kuruma endeksli tiraj/rating için kaşıma ve germe görevini başarıyla sürdüren maaşlı provokatörler mutlaka bu kanundan paylarına düşeni almalıdırlar.
Yalan haber yapmadan, dedikodularla oyuncuları ve idarecileri idam sehpasına çıkarmadan, medya terörü ile spor sahalarındaki şiddeti körüklemeye son vermeden tribünler temizlenmez. Temiz ekran ve temiz gazeteler sunmadan, ağızlarından salyalar akıtarak tribünleri ve tribüncüleri “terörist-holigan” ilan etme yarışından vaz geçmeden, sürekli olarak spor dünyasını germeden bir medya meydana getirmeden ne 6 ay yasaklar, ne de 1500 Lira cezalar tribünleri temizlemez. 1000 taraftarı içeri atmakla, stada sokmamakla çözüme ulaşılsaydı bu güne kadar biterdi tribün olayları. Spor basını – spor kulüpleri ve taraftarlar hepsi aynı yasa içinde ve aynı hızla sorgulanıp cezalandırılmalıdır.
Hodri meydan QTM. Var mısınız?

19 Kasım 2009 Perşembe

Haydi Türkiye! Cemaller Tufan olmasın !


"Haydi Türkiye ! Cemaller Tufan olmasın,
bu Tufana dur demek sizin elinizde!
Onlara yardım elinizi uzatın, sıcacık kollarınızla sarın SARBİleyin"
kampanyasına destek verin.
Dedenden bir hayır görmedin bari hıyara dede deme.
Tufan yaz 1905 e yolla Cemal gelsin.
Hem sen kazan hem Ayşe Abla Spor Kulübü kazansın...

Bu Tufan-Cemal olayı Galatasaray'ın sadece TBL de değil FIBA Avrupa arenasında da ceza almasına yol açar.

Bir blog yazarı basketbolsever bu işleri ortaya çıkarıyor ama Federasyon ve bir dolu kulüp çıkaramıyor. Ki onlardan birisi ve en önemlisi bizim basketbol şubemiz.

Türk basketbolu yeniden bir yapılanmaya gitmek zorundadır. Basketbol şubelerinde bulunan bilgisayarlar msn de chat yapmak ve facebook da resim koymak video paylaşmak için değil hem kendi takımını hem rakibini her açıdan sıkı sıkıya takip etmek için kullanılmalıdır.
Galatasaray Spor Kulübü şu ana kadar bu rezaletin karşısında yapılması gerekenleri hızlı bir şekilde ve sırayla yapıyor. İdarecilerin işlerine son veriliyor, tüm ülkeden özür dileniyor, yöneticiler istifa ediyor. Ancak bu tarihi utancın bedeli bu kadar ufak olamaz. 100 yıldan fazla süredir her branşta rekabet içinde olduğumuz ezeli rakibimizin bu ahlaksızlık ve utanç karşısında Basketbol Erkek Takımını "ihraç" kararı beklemeden ligden çekmesi en doğrusudur.
Teşekkür Notu:
Salsa Basket ailesine düzeyli, araştırmacı ve doyurucu basketbol siteleri için teşekkürler. Ve Oyak Renault kulübü idarecilerine de teşekkür etmek gerekiyor. Sonuna kadar haklı davalarında direttikleri için.

16 Kasım 2009 Pazartesi

Ne güzel olay çıktı, mağlubiyet unutuldu !

Şu olayların maçın önüne geçmesine eminim başta bizim yönetim, teknik heyet ve ülker gurubu sevinmiştir. "Ohh be, bu olayların arkasına sığınır, mağlubiyeti unutturur, kıvırırız" diye göbek atmışlardır. Dün olanlar bir Galatasaray-Fenerbahçe maçının sıradanlaşmış görüntüsüdür. On yıllardır böyledir. Ne ilk, ne de son olacak. Ama oynadığımız basketbol son yıllarda en kötü oyunlardan birisidir. Olay olmuş, sorumlular varmış. Bana ne, bize ne!?!? Mahmut Uslu-Nedim Karakaş biraderlerin Turgay Demirel'i başkan değil mi? Aziz başkanın Turgay'ı değil mi başkan? Onlar baksın çaresine (!).
Ama yok bu takımda Tanjeviç ile yola devam edilsin, şube Galatasaraylı doldurulsun. Aklınızı başınıza alın efendiler, bir gün sahaya inen ve BT yi yumruklayanlar da olur. Ve o maçta salonda sadece Fenerbahçe seyircisi olur!
Haa bu arada şu derbi maçlara rakip seyirci alınmasın teklifi kimden gitmişti? O Galatasaraylı vatandaşı senelerce Fenerbahçe kulübü içerisinde kim çalıştırdı?
Bu camia kendine gelmelidir. İki tesis, bir stad için yaşadığımız her şeye "eyvallah, adam tesis yaptı, stad yaptı" diye OK diyenler tüm yaşananlardan en az yaşatanlar kadar sorumludur. Tüm Fenerbahçe ve Fenerbahçelilik değerlerini rafa kaldıranlar, hala direnen bazı değerlerimizi ise ayağa düşürenler mutlaka hesap vermelidir. Fenerbahçe büyüklüğü şampiyonluk ve kupa büyüklüğü değildir. Ancak Fenerbahçe büyüklüğü tesis ve stad büyüklüğü hiç değildir. Karşı taraf Fenerbahçe ismini ağzına almadan 10 kere düşünmüyor, aklı gitmiyor, ödü patlamıyorsa şu anda olan Fenerbahçe büyüklüğü kimse kusura bakmasın "her horoz kendi çöplüğünde öter" büyüklüğüdür. Öyle büyüklüğü getirenin de, savunanın da bu camiada yaşamasına müsade edenin de kıçına tekme vuracak çok adam çıkar. BİZ FENERBAHÇEYİZ! BİZDEN ÇOK ADAM ÇIKAR!

Hocaların hocası yuvana hoşgeldin!


15 Kasım 2009 Pazar

Var mı Fenerbahçe'ye yan bakan?



Fenerbahçe halkın takımıdır. Fenerbahçe halk demektir. Gazeteler, sokak, yeşilçam, tiyatro, edebiyat hep Fenerbahçe ile doludur. Çünkü halkın gerçeği Fenerbahçedir. Cilalı İbo karakteriyle hafızalarımızda yer bulan büyük sanatçı, rahmetli Feridun Karakaya'yı bu vesile ile bir kez daha saygıyla anıyoruz. Mekan-ı cennet olsun.

11 Kasım 2009 Çarşamba

'Cennet, sevdiğinin yanıdır'...



Lara Enke babasına kavuştu ya da Robert Enke kızının yanına gitti.
'Cennet, sevdiğinin yanıdır' demişler.
Robert Enke cennetine kavuştu.

9 Kasım 2009 Pazartesi

Teşekkürler ! Gazi Büstü yeniden stadımızda !

1934 Yılında Gazi Hazretleri tarafından hediye edilen ve Zeki Rıza Sporel'in jübile karşılaşmasında stadımıza konulan Gazi Büstü uzun yıllardır görünürde yoktu. Bu duruma karşı üzüntümüzü Cumhuriyet bayramından önce blogda yazmıştık. Bu yazımızı Fenerbahçe Spor Kulübü yönetim kurulu ve Fenerbahçe SK Müzesi müdürlüğüne de iletmiştik. Bu sabah öğrendik ki gereken yapılmış.


Yarın sabah Atamızı anma törenleri stadımız müze girişinde, 1934 yılında stadımıza konulan Gazi Büstü önünde yapılacak. Gazi büstü daha sonra stadımızın Fenerium alt tribün girişinde en uygun yere taşınacak. Teşekkürler Fenerbahçe SK, teşekkürler Fenerbahçe Spor Kulübü müzesi.


Ekleme: 10 Kasım 2009 19:30 tıkla
....Kulübümüzün, Fenerbahçe Şükrü Sracoğlu Stadı Maraton Tribünü girişindeki Fenerbahçe Müzesi önünde ve Ulu Önder Atatürk'ün 1934 yılında Kulübümüzde sergilenmesine izin verdiği ve bir spor kulübüne konulan ilk Atatürk büstünün etrafında düzenlediği törene...