Football is for you & me, not for fucking industry

1 Eylül 2009 Salı

Selanik Muhteliti 2-1 Mağlup Oldu

Son günlerde bir mesele kafama fazlasıyla takıldı. 1932 yılında oynanan bir maç var ve bu maç önce antu.com da Bozkurt Kenan Yılmaz kardeşimizin bir yazısında kendisine yer bulmuş, sonra ise NTV Tarih dergisinin 7.sayısında (Ağustos 2009) Fenerbahçe SK Müze kurulu başkanı Dr.Sertaç Kayserilioğlu’nun yazısında uzunca bu maçtan bahsedilmiş. Bu iki isim de aslen tarihçi değil. Ben de değilim. Bozkurt Kenan Yılmaz düşüncelerine çok saygı duyduğum ve değer verdiğim bir Fenerbahçeli. Harika bir kitabın yazarı. Sayın Kayserilioğlu ise Fenerbahçe SK Müze Kurulu Başkanı. Ancak sadece bu iki değerli isim değil hepimiz hemen hemen aynı kaynakları kullanarak Fenerbahçe tarihine ilişkin yazılar yazıyoruz. 1907-1940 arası en güvenilir kaynağımız Dr.Rüştü Dağlaroğlu’nun “Fenerbahçe Tarihi” kitabıdır. Haddime değil ama bu kitap için güvenilirliği en yüksek kaynak diyebilirim. Tam güvenilir kaynak demiyorum. Güvenilirliği en yüksek kaynak… Dr.Rüştü Dağlaroğlu dönemin önemli bir kısmına şahit olmuş çok iyi bir Fenerbahçelidir. Ancak günümüzde gerek gazetelerin gerek ise resmi kurumların arşivlerine ulaşmak artık mümkün. Fransızca biliyor ve Osmanlıca okuyabiliyorsanız o zaman harika. 1907-1928 arası her kaynak (gazete, dergi, bülten, yazışma, anı ) araştırmanız için emrinizde. Ve bu kaynaklar Dr.Rüştü Dağlaroğlu’nun “Fenerbahçe Tarihi” adlı eserini çoklukla doğrular nitelikteler. Yani kısaca güvenilirliği en yüksek derlenmiş, toplanmış kaynak “Fenerbahçe Tarihi” kitabı. Şimdi “kardeşim ne anlatıyorsun sen? Ne demek istiyorsun?” diyeceksiniz. İşte anlatılmak istenen:
1932 yılında Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Kuşdili’nde bulunan binası yanıp kül olur. Yangından birkaç gün sonra Selanik Karması ile bir maç vardır. İşte kafama takılan bu maç ve bu maça ilişkin aktarılanlar. Sevgili Bozkurt’un yorumu, Dr.Kayserilioğlu’nun yazısı, Dr.Dağlaroğlu’nun anlatımı ve o günün en güvenilir kaynağı Cumhuriyet gazetesi ile Türk spor dergisi. Maçın içindeki bir pozisyonu dört kişi farklı yorumlayabilir. Ama maçın ayarlandığı andan itibaren sahadaki 90 dakika dışındaki resmi durumlar farklı anlatılır veya yorumlanırsa işte kafam o konuya takılır.
1- Selanik Karması Türkiye’ye kimle maç yapmak için gelmişti?
2- Kulübü yandığı için mi Fenerbahçe sahaya Galatasaray destekli bir kadro ile çıkmıştı?
3- Selanik Karması ile kaç maç yapıldı? Hangi stadyumda oynan maçın hasılatı Kızılay’a bırakılmıştı? Yoksa Kızılay'a değil de başka bir kuruma mı bırakıldı hasılat? Neden?
Bu maçın koskorcuk tarih kurulunca yapılan araştırmalara dayanan gerçekleri… Sevgili arkadaşımız Bozkurt Kenan Yılmaz'ın bu konudaki yardımlarına şimdiden teşekkür ederiz.
Yakında…

7 yorum:

Rain96 dedi ki...

Bozkurt beyin kitabını okumuştum çok güzeldi. Dr.Kayserilioğlu konusunda benimde bazı şüphelerim var. Bana göre asla iyi bir araştırmacı değil. Ve sanırım çok insanın başvurduğu basitçiliğe kapılmış internet üzerinde çıkan her şeyi kaynak sanmış.

huek1907 dedi ki...

Bu ülkede önemli olan labe, göze hitap etmek. Yalan olsun bizim olsun. Müze başkanı bile doğruyu bulup yazmak yerine yalandan masal uydurursa kendisiyle birlikte temsil ettiği kurumunda güvenilirliğini zedeler.
B.K.Yılmaz ın antu yazısını okumuştum. Sanırım o yazıya ben de internetde başka yerde rastlamıştım. Bir ara FBTV de görüyorduk kendisini çok güzel yorumları vardı. Ara sıra radyoda denk geliyor. Umarım yeniden tv de görürüz kendisini.

e=mckare dedi ki...

müzelik müze başkanı. harika. adam kötü niyetli değildir belki ama kötü bir tarihçi ve yazar. bu durumu düzeltmek için biraz araştırma gayreti göstermediğine göre iyi niyetinden şüphe etmek yanlış olmaz. o zaman adam kötü niyetlidir. Galatasaray müzesine transfer olur yakında.

ardiles dedi ki...

abi bu kadar belge, gazete, kitap var elinizde. yazsanıza Fenerbahçe tarihini. diş doktorundan müze sorumlusu ve tarih yazarı oluyorsa sizden ordinaryüs olur. hem de güzel olur.

Halki dedi ki...

Türk spor tarihinin gerçeklere dayanan bir iyi bir esere ihtiyacı var. Ama Sertac bey olsun ya da yaşı almış geçmiş bir çok isim olsun buna kolay kolay yanaşmazlar. Çünkü çoğunun aslında hiç bir şey bilmedikleri ortaya çıkar. Bu yaşa kadar idare etmişler tarihçiyiz ayağına, bırakalım devam etsinler. Yedik bugüne kadar, bundan sonra karnımızın tok olduğunu anlamasınlar masalcılar.

HALKi

fenerli_deli dedi ki...

neden şaşırmıyorum acaba? bizim kulübümüzün bir üst düzey görevlisinin konusuna ilişkin hiç bir halt bilmemesi ve insanları salak sanıp yazılar yazmasına neden şaşırmıyorum acaba??

oBüS dedi ki...

yalancı yalancı sana kimse inanmaz, müze kurulu başkanı, doktor olsanda sözüne kimse kanmaz. ne sanıyor bu insanlar? attıkları yalanı ortaya çıkaracak kimse yok mu snaıyorlar. müzedeki görevine derhal son verilmelidir. ve ntv tarih dergisi bir özür yazısı yayınlamalıdır.